Pazartesi, Þubat 06, 2012 18:16

‘Amerikadaki Gizli AnlaÅŸma’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Amerikadaki Gizli AnlaÅŸma

PerÅŸembe, 12 Mart 2009

http://img525.imageshack.us/img525/8748/gizemliuzayuzayli1.jpg

Son yıllarda ABD´de dünyadışı canlılar konusunda ilginç olaylar oluyor. İçlerinde Başkan´ın, Yardımcısı´nın, CIA Başkanı´nın ve başka önemli yetkililerin bulunduğu çok gizli bir grup, 1948, 1982 ve 1988´den beri dünyadışı canlıları konuk ediyorlar, gizli ortak üsler kuruyorlar.

Bu sayfalarda okuyacağınız bilgileri veren kaynaklara göre, tüm anlatılanlar ABD Hükümeti tarafından “Çok Gizli” olarak tanımlanıyor. Ve yine aynı kaynaklara göre, ABD´de geçerli olan “Bilgi Özgürlüğü Kanunu” nun kapsamına alınmadığı gibi, ABD Hükümeti aÅŸağıda anlatılan olayların hiçbirisinin doÄŸruluÄŸunu kabul etmemekte. Fakat, anlatılanların tümünün gerçek olduÄŸu iddia edilirken, sadece ABD´nin deÄŸil daha birçok hükümetin benzeri gerçekleri sakladıklarını ve daha da ötede bu konularda konuÅŸanların susturuldukları da belirtiliyor.

Anlatılanlar ve kimliÄŸi saklanan tanıklarla yapılan görüşmeler büyük bir gizlilik içinde gerçekleÅŸtirilmiÅŸ, ses ve video bantlarından isimler özellikle silinirken, konuÅŸanların kimlikleri titizlikle saklanmış. Öyleyse, bu durumda anlatılanların doÄŸruluÄŸundan nasıl emin olunabilir? Buna verilen cevap ise şöyle; “Bu tanıklar, Amerikan Hükümeti´nin ´Çok Gizli´ düzeyi ile olan iliÅŸkileri, verdikleri isimler ve kaynaklar bakımından inanılır ve güvenilirdir. Tanıklar, görev yaptıkları dönemin istihbarat servislerindeki personelin adlarını ve rütbelerini doÄŸru olarak biliyor ve anlatıyorlardı ve bunlar en ciddi düzeyde araÅŸtırılarak doÄŸrulandı.”

Gizemli bir grup

Birkaç yıl evveline dönelim, UFO AraÅŸtırmacısı William Moore “Dünyadışı Canlıların Biyolojik Varlıkları” adlı bir radyo programı yapıyordu. İkinci programın sonrasında, bir telefon aldı. Arayan eski bir istihbarat görevlisiydi, 9 arkadaşı adına konuÅŸurken, “Dünyadaki Yabancı Varlıklar”la ilgili dökümanları Moore´a verebileceÄŸini söylüyordu. Moore, ikna olarak konuÅŸmayı kabul etti ve konuÅŸmalara ve konuÅŸmacılara “Falcon” kod adı verildi. Bu arada Moore, Jamie Sanders adlı bir tv yapımcısı ve yönetmeninden yardım isteyerek, görüşmelerin videoya kaydedilmesini planladı. Bu aÅŸamanın ardından, Falcon kod adlı ama gerçek adı “MJ 12″ olan grupla çalışmalara geçildi. Peki, “MJ 12″ neydi? Bu özel grup, ABD içindeki UFO faaliyetlerini araÅŸtırırken, “Dünyadaki Yabancı Varlıklar” la da iliÅŸkileri yönlendirmekle görevliydi.

Yani resmen, İnsanlık ile “Dünyadaki Yabancı Varlıklar´ arasındaki politikayı belirliyorlardı. Çalışmalar sürdürülüyor, kararlar veriliyor, BaÅŸkan´ın onayına sunuluyor ve politika uygulanıyordu. Yani ABD BaÅŸkanı´nın “Dünyadaki Yabancı Varlıklar”dan haberi vardı… Falcon´a göre, “MJ 12″ 1950´lerde bizzat BaÅŸkan Truman´un emriyle kurulmuÅŸtu ve bu emrin belgesi de vardı, Falcon bu belgeyi gösteriyordu. Ek olarak da, 1947´de, New Mexico Roswell´e düşen UFO´nun ve içindeki dünyadışı canlıların cesetleri hakkında bilgi veren “MJ 12″ dökümanları bulunuyordu. Bu dökümanlarda dönemin BaÅŸkan´ı Eisenhower´in imzası bulunuyordu. AÅŸağıdaki satırlar teyp kasetinden aynen alınan bir bölümdür.

Bu İncil başka bir İncil,

Falcon´un sesi: ” MJ 12, 1950´lerde, hükümetin içinden seçilen bir grup insanla oluÅŸturuldu. Görevleri, UFO´larla ilgili araÅŸtırmalar yaparak, elde edilen bilgileri derlemekti. En önemli amaçları, UFO´larla ilgili bilgileri, bilimsel olarak geliÅŸtirmek ve teknolojimize yardım saÄŸlayacak ÅŸekilde analiz etmekti. “MJ 12″´nin üyeleri arasında, ABD BaÅŸkanı, BaÅŸkan Yardımcısı, Merkezi İstihbarat Örgütü “CIA” BaÅŸkanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı da dahildiler. “MJ 12″nin yönetim merkezi ise, Washington DC´deki Deniz Kuvvetleri Gözlemevi´ydi ve ABD Deniz Kuvvetleri “MJ 12″ politikalarıyla ilgili faaliyetlerin tümünde öncelikli sorumluluÄŸa sahipti. Deniz Kuvvetleri personeli tarafından derlenen tüm bilgiler, analiz edilmek üzere “Aquarius” kod adıyla komutanlık merkezine aktarılıyordu.”

Falcon devam ediyor; ” MJ 12´nin kendi arasında ´İncil” adıyla tanınan bir kitap veya basılı bir dosya vardı. Bu kitapta, Truman döneminde, ABD´nin misafiri olan üç dünyadışı yabancı anlatılıyor ve tüm ayrıntılar veriliyordu. Ayrıca kitapta, dünyadışı canlılardan alınan teknolojik ve tıbbi bilgiler, onların kendi gezegenlerindeki sosyal yaÅŸamları, Roswell´de bulunan cesetlere yapılan otopsilerin sonuçları ve evren ile ilgili bilgiler de yer alıyordu. Ama bu kadar deÄŸildi, devamı da vardı, 1988 yılında gelen ve yine ABD´nin konuÄŸu olan ve dev bir gizlilik perdesi altında saklanan ikinci bir dünyadışı canlı grup daha anlatılıyor.”

“Dünyaya bugüne kadar üç ayrı dünyadışı canlı türü geldi..”

Falcon sürdürüyor; ” Bir diÄŸer kitap daha var adı “Yellow Book” bu ise son olarak gelen iki dünyadışı canlı tarafından yazılmış. Kitapta, geldikleri gezegeni, GüneÅŸ Sistemi´ni, diÄŸer güneÅŸleri, kültürlerini, kendi toplumlarını ve dünyada nasıl yaÅŸamlarını sürdürdüklerini anlatıyorlar.” Bu noktada Falcon´a önemli bir soru soruluyor, dünyadışı canlıların kökenlerinin neresi olduÄŸu soruluyor; Falcon açıklıyor; ” Zeta Reticuli takımyıldızından geliyorlar. Bu takımyıldız onların ilk evi deÄŸil.” Bu noktada hemen akla gelen biri var, bir dönem hükümet adına çalışan hipnoz uzmanı ve fizikçi Bob Lazar dünyadışı canlılar tarafından kaçırıldığını iddia eden ünlü Betty Hill´i hipnoz etmiÅŸti ve Hill 1961 yılında yapılan bir seansta hipnoz altındayken Zeta Reticuli yıldız sistemini tıpatıp tarif etmiÅŸti. Ama, dünyalı astronomlar bu takımyıldızı ancak 1969 yılında ilk kez gözlemleyebildiler ve buldular. Öyleyse,arada kesin ama garip iliÅŸkiler vardı ama bu iliÅŸkilerin arasındaki baÄŸ açıkça görülemiyordu.

Åžimdi Falcon grubundan bir diÄŸer kiÅŸiye geçelim, onun kod adı “Condor”. Condor, ABD Hükümeti ile dünyadışı canlılar arasında yapılan anlaÅŸmalardan söz ediyor; “ABD Hükümeti ile dünyadışı canlılar arasında imzalanan anlaÅŸmaya göre, ABD Hükümeti dünyadışı canlıların varlığını açıklamamayı kabul ederken, onlar da insan toplumuna yani dünyaya karışmamaya söz veriyorlar. Ayrıca ABD, dünyadışı canlılara özel bir bölgede, çok gizli tutulmak kaydıyla bir üs de veriyor. Söz konusu yer Nevada´daki 51.Bölge ya da öteki adıyla “Dreamland-Rüya Ülkesi” olabiir.” Åžimdi söz yine Falcon´da; “Dünyadışı canlılar bu bölgede üslendiler yani Nevada´da. Benim bildiÄŸime göre 1948 veya 1949´dan günümüze kadar üç ayrı dünyadışı canlı türü dünyamızı ziyaret etti veya konakladı, dünyada ilk dünyadışı bir canlı New Mexico Çölü´ndeki kazadan sonra ele geçirildi. Dünyadışı canlının adı EBE´idi. Hükümet tarafından üç yıl konuk edildi ve bakıldı.Ondan kültürleri, ırkı ve araçları hakkında çok ÅŸey öğrenildi. DiÄŸer bir dünyadışı canlı ise, bir deÄŸiÅŸim programının parçası olarak, ABD Hükümeti´nin 1982 yılından bu yana konuÄŸu oldu.”

“400 yıl yaşıyorlar ve çok zekiler…”

Birçok görgü tanığının çizdikleri resimlerin yanısıra, Falcon dünyadışı canlıları şöyle tanımlıyor; “Boyları yaklaşık bir metre ile bir metre on santim arasında deÄŸiÅŸiyor. Böcek gözüne benzer çok büyük gözleri var ayrıca birer iç göz kapakları bulunuyor. YaÅŸadıkları gezegende, gündüzleri güneÅŸ ışığı bizimkinden iki veya üç kez daha fazla. Onlar da diÅŸi ve erkek olarak iki cinsiyetteler. Bizim burnumuzun olduÄŸu yerde iki küçük delik var ve küçük bir ağıza sahipler. BildiÄŸimiz türde diÅŸleri yok, diÅŸlerin yerinde çok sert kauçuk benzeri bir alan bulunuyor. İç organları çok basit, kalbin ve ciÄŸerlerin görevini tek bir organ yapıyor. Yine çok basit bir sindirim sistemleri ve büyük olasılıkla gezegenlerindeki çok güçlü güneÅŸ ısısı nedeniyle sertleÅŸmiÅŸ ama son derece elastiki bir deriye sahipler. Beyinleri ise, bizimkinden çok daha karmaşık ve çok daha fazla kıvrım görülüyor.

Bizim görme sistemimiz beynimizin arka tarafından yönetilirken, onların ki beyinlerinin önündeki bir merkezden yönleniyor. Duyma yetileri bizlerden hatta köpeklerden bile çok ötede. Böbrek ve mesane sistemi de tek bir organ halinde, onlar da atıkları vücudlarından atıyorlar ama katı atıkları sıvıya dönüştüren ve bilimcilerimizin bir türlü tam olarak çözümleyemedikleri ekstra bir organları daha var. Ellerinde baÅŸ parmak yok, dört parmakları bulunuyor, ayakları küçük ve parmak araları perdeli. YaÅŸamları ortalama olarak bizim zaman ölçümüze göre 350-400 yıl arasında. Aslında genel olarak sürüngenlere benziyorlar. BilindiÄŸi gibi dünyada bazı sürüngen türleri 500 yıl yaÅŸayabiliyorlar. Bir timsahın 850 yaşında olduÄŸu resmen açıklanmıştı. Ve tabii çok zekiler, eÄŸer IQ ölçüsünü alacak olursak, IQ dereceleri 200´ün üzerinde.” Falcon dünyadışı canlıların sosyal yaÅŸamları hakkında da bilgi vererek konuÅŸmasına devam ediyor; “Onların da bir dini var, evrensel bir dine sahipler. Evreni Tanrı olarak kabul ediyorlar. Sevdikleri müzik türü eski Tibet müziÄŸine çok benziyor. Genelde sebzeleri severek yiyorlar, dünyada en çok dondurmayı sevmiÅŸler, en çok da çilekli dondurmayı…” Åžimdi Falcon´u bırakıp, adını saklamayan birine geçiyoruz;

Çok gizli bir üs…

Robert veya Bob Lazar yukarda adı geçen Nevada´daki ünlü 51.Bölge´de bulunmuÅŸtu. Aslında bir fizik uzmanı olan Lazar, ABD Hükümeti tarafından resmen görevlendirilmiÅŸti. Lazar, hiç çekinmeden birkaç ayrı UFO tipini tarif etti. Lazar, ayrıca Las Vegas´ın 15 mil kuzeyindeki Pagose Gölü yakınında gizli bir araÅŸtırma merkezi bulunuyordu. Burada U2, SR71, F-117A ve SR75 gibi çeÅŸitli uçaklar geliÅŸtirildi. Üsde çok ciddi ve inanılmaz derecede sıkı bir gizlilik uygulanıyordu. Ölüm cezası bile vardı. Pagose Dağı´nın içine 9 hangar inÅŸa edilmiÅŸti. Hangar kapıları öylesine doÄŸaya uydurulmuÅŸtu ki, birkaç yüz metre yakından bile fark edilemiyordu. Lazar´a göre, bu hangarların içinde UFO benzeri uçan disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuÅŸ prensipleri deneniyordu. Lazar, disklerin uçabilmesi için adına “Yerçekimi Amplifikatörü” denen bir aygıt geliÅŸtirilmiÅŸti. Aygıtın planları dünyadışı canlılar tarafından hazırlanmıştı. İki tür UFO vardı, birisi “Omicron” adı verilen bir gezegen veya bir yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen diskti. “Delta” adlı diÄŸer tip ise, uzay-zaman alanı içinde hareket edebilen ve bu ÅŸekilde yıldızlar ve galaksiler arası yolculuk yapabilen olaÄŸanüstü bir araçtı. Araçların üçüncü ve bir diÄŸer tipi ise, hem Omicron, hem de Delta konumuna geçebilen bir modeldi. Bu diskler veya araçlarla ilgili tüm bilgi vardı ve uygulanıyordu.

Lazar, üsden ayrıldıktan sonraki yıllarda çalışmaların bitirilmiÅŸ olacağını ve dünyada 80´li yıllardan sonra görülen UFO´ların hemen hemen tamamının dünya yapısı olduklarını iddia ediyordu. Ve bu araçlar gizli tutuluyordular. Lazar, dünyadışı canlıların sadece güney yarımküreden gözlemlenebilen Zeta Reticuli yıldız sisteminden geldiklerini vurgularken, Falcon grubunun söylediklerini onaylıyor. Bu yıldız sistemi dünyaya 38 ışık yılı uzaklıkta ve bir ve iki diye numaralandırılan ikili bir yıldız sisteminden oluÅŸuyor, dünyadışı canlılar Reticulum 4 planetinden, yani Zeta 2 Reticuli yıldızının dördüncü planetinden geliyorlar. Galaksimizi ve yıldız sistemlerini doÄŸal olarak kendilerine göre isimlendirmiÅŸler. ÖrneÄŸin bizim güneÅŸimize “Sol”, dünyamıza ise, güneÅŸin üçüncü gezegeni olduÄŸu için “Sol 3″ diyorlar. YaÅŸadıkları gezegende yani Reticulum 4´de bir gün, dünya zamanıyla 90 saat sürüyor. Lazar´ın dünyadışı canlıları tarifi, Falcon´dan çok farklı deÄŸil, hatta aynı gibi. Boyları bir birbuçuk metre arasında, ağırlıkları 15 ile 30 kg arasında, hemen hemen yeni yürümeye baÅŸlayan bir çocuk görünümündeler, baÅŸları büyük, her yönü görebilen badem ÅŸeklinde kocaman gözleri var ve genelde saçsızlar. Genelde mavi gri renkte tek parça tayt benzeri bir giysi ile görülmüşler.

UFO´lar nasıl çalışıyor (!)

Sonuç olarak gerek Falcon´un gerekse de Lazar´ın anlattıkları gerçekten ilginç; ÖrneÄŸin Lazar, disklerin reaktörlerinin benzinle çalıştıklarını söylerken önce ÅŸaşırtıyor ama sonra bu benzinin bizimkinden çok farklı olduÄŸunu anlıyorsunuz. Çok yüksek oktanlı ve petrolden deÄŸil, atom sayısı 115 olan bir elementten üretiliyor. Bu element ise bizim elementler için kullandığımız periyodik kartımızda bulunmuyor. Lazar Element 115´in dünyadaki elementler gibi tek yönlü deÄŸil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduÄŸunu belirtiyor ve açıklıyor; “Dünya biliminin henüz bilmediÄŸi ve özelliÄŸini tanımlayamadığı Yerçekimi Enerjisi´ni Element 115 saÄŸlıyor, ki bunun adı A Enerjisi, bu enerji Element 115´in çekirdeÄŸinden kaynaklanıyor ve yayılıyor, ikinci olarak da, Element 115 anti-madde radyonunun kaynağı, bu da gereken hareket gücünü oluÅŸturuyor.” Lazar´ın bu sözcüklerinden ÅŸu anlam çıkıyor; Her disk, kendi içinde birer minik gezegen olarak kabul edilebilirler.

Lazar´ın anlatımına göre, yukarda adı geçen Çekim veya UçuÅŸ Amplifikatörü´nün sistemi A enerjisini bir yere odaklayarak, uzay-zamanın bükülmesini saÄŸlıyor, uzay-zaman bükülümü ise, bir astro-fizik deyimi, basit bir anlatımla ışık hızından çok daha fazla bir süratle zamanın ve üç boyutlu uzayın dışında mekan deÄŸiÅŸimi olarak düşünülebilir. Uzay-zaman bükülmesi yine bir astro-fizik tanımıyla bir Kara Delik´in çekim alanı kadar bir güç alanını oluÅŸturuyor. Böylece elde edilen dev enerji, ışık yılı gibi çok büyük uzaklıkların aşılmasını saÄŸlıyor. Lazar ekliyor; “Bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yapılırken, Element 115, Element 116 denen bir baÅŸka elemente dönüşerek bir anti-madde alanını da yaratıyor. Anti-madde alanında oluÅŸan zıt alan ise, Elenet 116´nın sayesinde % 100 enerjiye dönüşebiliyor. Reaksiyonun ısısı sonucunda, ortaya çıkan elektriksel enerji yeterli olduÄŸu gibi, bir tür termo elektrik jeneratörü oluÅŸturuyor. Sözünü ettiÄŸim A Enerjisi, böyle saÄŸlanırken, Delta durumuna geçildiÄŸinde A Enerjisi, uzay-zaman bükülümünü saÄŸlayınca bir tür Kara Delik ortaya çıkınca, ışık yılları aşılabiliyor…”

Bütün bunlar saçmalık mı yoksa..?

Lazar´ın anlattıklarını anlamak çok zor, sadece örneklemek istedik. Çok daha uzun anlatımları var ama aslında konu sadece bilim çevrelerini ilgilendiriyor. Sorular ve kuÅŸkular sonsuz, tüm bu bilimsel ama amatörce gözüken iddialarıın resmen kanıtlanması gerek ama öte yandan da Robert Lazar´ında bir fizikçi olduÄŸu biliniyor. Bilimsel çevreler ilginçtir, susuyorlar hatta Lazar´ı yalanlayan veya karşı çıkan kimseye de raslanmıyor. İki ÅŸey olabilir; Ya Lazar veya Falcon öylesine saçmalıyorlar ki, yetkililerin hiçbirisi onlara cevap vermeye tenezzül dahi etmiyor, kısacası ilgilenmiyorlar, ya da Lazar veya Falcon doÄŸru söylüyorlar ve konunun daha fazla karıştırılmaması için yetkililer seslerini çıkartmayıp, yorumsuz kalmayı tercih ediyorlar. En iyi çözüm, dünyadışı canlıların ortaya çıkması, o zaman tartışacak birÅŸey kalmayacak. Ama onlar da resmen ortada yoklar. Bu arada akla yukarda geçen bir söz de ister istemez geliyor; dünyadışı canlıların IQ dereceleri gerçekten 200´ün üzerindeyse, o zaman onları anlamamız hiç de kolay deÄŸil, hatta imkansız gibi…

HerÅŸeyi bir yana bırakıp, bir an düşünelim. EÄŸer Falcon ve Lazar doÄŸru söylüyorlarsa ve ABD ile dünyadışı canlılar arasında böylesine gizli tutulan bir iliÅŸki varsa, hatta ABD dünyadışı bir zekanın temsilcileriyle özel bir anlaÅŸma imzaladıysa ve bunu dünya insanlarından saklıyorlarsa çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Böyle bir olasılık, tüm siyasi, etnik, dinsel ve hatta ekonomik sorunlardan daha önemlidir çünkü göründüğü kadarıyla çok uzakta deÄŸil, kısa bir dönem içinde dünyada ciddi bir deÄŸiÅŸimin, belki bir bölünmenin ama en önemlisi İnsanlığın bir bölümü için bir tehditin ortaya çıkması olasıdır. Neden mi? EÄŸer anlatılanlar gerçekse, ABD neyin karşılığında dünyadışı canlıları saklamak ve hatta korumak için milyarlar harcıyor? Bunun bedeli nedir? Fakat daha önemli bir soru daha var, dünyadışı canlılar bu iÅŸbirliÄŸinden ne elde ediyorlar ve neden saklanmak istiyorlar? İhtiyatlı olmak isteyen çevrelere göre, eÄŸer bizlerden çok ötede bir zekaya sahipseler, korkmamız gerekir çünkü onların gerçek amacını anlamamız asla mümkün olamayacaktır, çünkü bizler onların yanında resmen geri zekalı sayılabiliriz… Ya öyleyse..?