
Bir diger ilginç kahin St. Malachy’dir. O da on ikinci yüzyilda yasamistir. Kehanetlerini papalik kurumu üzerine yogunlastirmis ve kendinden sonraki dönemlerde gelecek papalarla ilgili çok isabetli tahminlerde bulunmustur. Örnegin bir önceki Papa’nin (Jean Paul I) seçildikten bir ay sonra ölecegini bilmistir. St. Malachy 111 papa saymaktadir. 2005 yilinda ölen Papa Jean Paul II zamaninda Günes’ten kaynaklanan bazi atmosferik degisiklikler ve depremler olabilecegini söylemis, bu pek ciddiye alinmamis ama 11 Agustos 1999′daki Günes tutulmasindan sonra dünyada sik sik deprem oldugu da görülmüstür.
St. Malachy’nin en önemli kehaneti papalik kurumunun 111. Papa’dan sonra ortadan kalkacagidir. Bu kisinin kim olacagini henüz bilmiyoruz, ancak bazi arastirmacilar bunu “Ya dünyanin sonu gelecek, ya da Hiristiyanlik çok büyük bir degisim geçirecek!” seklinde yorumlamaktadirlar.
Diger ilginç husus St. Malachy’riin projeksiyonundaki tarihlerle Nostradamus’un ayni zaman dilimine denk gelmesidir. Bu dilim yirmi birinci yüzyilin ilk çeyregidir… Ve bu Mayalarca yasadigimiz çagin sonu olarak kabul edilen 22 Aralik 2012 tarihine de denk gelmektedir. Nostradamus’un St. Malachy’den esinlendigini kabul edebilir ve tarih benzerligini bu yoldan açiklayabiliriz ama St. Malachy’nin Maya takviminden esinlenmis olabilecegi pek inandirici olmaz.
Bu noktada tekrar Mayalara dönelim…
Maalesef Ispanyol isgalcilerin ve onlari izleyen misyoner rahiplerin hirsi sonucunda elimizde Mayalara ait fazla bilgi kalmamis. Kalanlardan bir tanesi KisMayalar’in kutsal kitabi olan Popol Vuh…26 Ve bu kitapta su satirlar var: “Yine bir asagilanma, yikim ve tahrip geliyor… Gökyüzünden reçine yagmuru geldi. Adina ‘Yüzlerin Oyucusu’ denen (yaratik) geldi; o gözleri oydu. Sonra ‘Birden Kanatan’ geldi; o da kafalari kopardi.”
Mayalarca korkutucu isimler takilan yaratiklar hem Sümer efsanelerindeki Ninurta ve Erra’yi, hem de St. John’un Apokalips’indeki yok edici melekleri hatirlatiyor. Bire bir baglanti olmasa bile motif ayni!
Mayalarin bundan önce dört çag geçtigine ve simdi yasadigimiz çagin MÖ 13 Agustos 3114 yilinda basladigina inandiklarini görmüstük. Her bir çagin 5126 yil sürdügünü kabul etmis ve buna göre yaptiklari projeksiyonda simdiki çagin 22 Aralik 2012 günü büyük felaketlerle sona erecegini söylemislerdi.
Popol Vutida baslangiçta yerle gögün ayrilmasinin gerçeklestigi yaziyor. Bu Eski Misir’da Su’nun Geb ile Nut’u, yani yeryüzü ile gökyüzünü ayirmasini hatirlatiyor.
Sonra yaradilis asamasi geliyor ama bu belirli bir sirada oluyor:Madenler, bitkiler, hayvanlar ve nihayet insan… Bu motifi de Rozikrusyenlerin Misir baglantili evrim üçgeninde görüyoruz .
Bir diger benzerligi “piktograf yazi örneklerinde görüyoruz. MS 1500′lerdeki bir Aztek örnegi ile Misir krallarindan Narmer’in tas tabletindeki örnek sasirtici ölçüde benzer. Bati yarimküresinde yazi gelismemisti. Genelde resimli anlatim yöntemi kullanilirdi. Ayni yöntemi Sümer ve Misir’daki ilk yazi örneklerinde görüyoruz. Ne var ki, Sümerlerde çivi yazisina, oradan da alfabeye, Misirlilarda ise hiyeroglife dönüs evrimini görüyoruz. Bu evrim Amerika’da olmamis ama baslangiçta ayni biçimde bir çikis noktasi var gibi görünüyor. Burada karsimiza bazi sorular çikiyor:
- Amerika kitasi ile Ortadogu’da gelisen uygarliklar arasinda bir
temas var miydi?
- Her ikisinin de ortak bir atasi mi vardi?
Nitekim dünyanin her iki yaninda gelisen efsanelerde de ciddi benzerlikler var. Simdi son 20.000 yillik süre içinde bulabildigimiz tarih benzerliklerine bakalim.
Kayitlarinin neredeyse tamami yok edilen bir uygarliktan kalan tek tük esere bakarak bir kronoloji çikarmak zordur. Bu konuda baslica referans noktasi Azteklerden kalan “takvim tasi”dir.
AZTEK TAKViM TASI
Gerek bu tas ve gerekse Nahuatl metinleri gibi diger bazi kalintilardan genel hatlariyla söyle bir kronoloji çikiyor:
Birinci Günes 4008 yil (Tufanla bitti)
Ikinci Günes 4010 yil (Rüzgarla bitti)
Üçüncü Günes 4081 yil (Depremlerle bitti)
Dördüncü Günes Halen devam ediyor.
Bu çaglarin süreleri Codex VaticanoLatino 3738 sayili dokümandan alinmistir. Buna göre MÖ 16.000′lere kadar geri gidiyoruz. Ancak burada bir sorun çikiyor. Bazi arastirmacilara göre dört degil, bes çag var ve biz halen besinci çagin içindeyiz. Elimizdeki bilgiler bunu kesinlestirecek düzeyde degil! Bizzat Maya ve Aztek tabletlerinde bazi terslikler var, özellikle Dördüncü Çag’da…
MÖ 11.000′lerde oldugu bilimsel çevrelerce de kabul edilen tufani bir ankraj noktasi olarak kullanir ve Birinci Çag’in sularla sona erdigini yazan Popol Vuh’u dogru kabul edersek, verilen sürelere göre Dördüncü Çag’da olmamiz gerekir. Ancak söz konusu süreler bizi söyle bir kronolojiye götürüyor:
1. Çag MÖ 15.608 11.600
2. Çag MÖ 11.6007.590
3. Çag MÖ 7.590 3.509
4. Çag MÖ 3.509
Ne var ki Mayalar simdiki çagin baslangici için MÖ 12 Agustos 3114 gibi çok kesin bir tarih veriyorlar. Arada 395 yillik bir fark var. Mayalar’in takvim konusunda ne kadar hassas olduklarini hatirlarsak böyle bir yanlislik yapmis olmalari söz konusu olamaz.
Bu durumda yaklasik 4000 yillik üç çagdan sonra her nedense yalnizca 395 yil süren kisa bir dördüncü çag oldugunu kabul edebiliriz. Bu ihtimali güçlendiren baska bir kaynak var; Maneto’nun kronolojisinde Eski Misir’da Menes’in ilk hanedani baslatmasindan önçeki 350 yillik “kargasa dönemi”… Benzer bir dönem Amerika’da da yasanmis olabilir.
Simdi bu tarihlere biraz daha ayrintili bakalim.
Birinci Çag’in baslangici MÖ 15.608; öte yandan son Buz Çagi’nin bitisi ve erimenin baslamasi MÖ 17.000′lerde kabul ediliyor. Ancak Hapgood’un “normal disi etken” düsüncesini ve bu etken için verdigi yaklasik MÖ 16.500 yili tarihini hatirlarsak. Mayalarin baslangici ile buzullarin çözülmesi arasinda bir baglanti çikar.
Öte yandan Mayalar çaglarin Venüs’ün gökyüzünde görünmesiyle basladigini söylüyorlar. Venüs’ün Günes sistemine bir gezegen olarak sonradan geldigini Velikovsky de söylemisti .
Ayni sekilde ilk çagi sona erdiren tufan da dogru zaman dilimine (MÖ 11.600) oturmaktadir.
Dördüncü Çag’in ya da Kargasa Dönemi’nin baslangici Sümer uy garliginin baslamasina, simdiki, yani Besinci Çag’in baslangici ise ayni kargasa döneminden sonra Misir’daki ilk hanedana denk gelmektedir.
Bunlar dünyada tufan öncesi ileri bir uygarligin oldugu ve çesitli felaketlerle sona erdikten sonra kalan tek tük bilge kisilerin yeni bir uygarligi tekrar baslattigi tezini destekler gibi görünüyor.
Bunun baska bir isaretini Peru’da Titikaka Gölü kenarinda bulunan çok eski yazilarin Paskalya Adasi’nda ve Hititler’deki yazi stiline çok benzemesinde görüyoruz .
Dogu ile Bati arasinda uzak geçmiste bazi baglantilar oldugunun bir baska kaniti daha var:
Incil’de, Joshua 10 bölümünde Israilliler Amurriler’Ie savasirken Günes’in durdugu ve gündüzün yaklasik bir gün devam ettigi yazili. Öte yandan dünyanin öbür tarafinda And Daglan yerlileri arasinda gecenin uzadigi ve Günes’in yaklasik 20 saat geç dogduguna dair de bir efsane var!
Burada önemli olan olayin gerçek olup olmadigi degil, dünyanin iki
yaninda birbirini tamamlayan, paralel efsanelerin gelismesi…
Peki bu tarih ve sürelerin simgesel degerleri var mi?
Mayalar karmasik takvim sistemleri içinde bazi anahtar sayilari
kullanmislar. Bu sayilarin en ilginç olani 1.366.560 gün…
Bu sayi pek çok dogal siklusu birlestiriyor. Söyle ki:
1.366.560 = 5256 tzolkin yili (5256×260)
3744 Günes yili (3744×365) 2340 Venüs siklusu (2340×584) 1752 Mars periyodu (1752×780) 72 “Aztek” Yüzyili (72×18980)
Aritmetik islemlerle böyle bir ortak sayi bulmak zor degil ama Maurice Cotterell 1.366.560 rakaminin çok farkli bir anlam tasidigini öne sürmüs. Adrian Gilbert’le birlikte yazdiklari The Mayan Prophecies adli kitapta felaket teorilerini açiklamaya çalisan yepyeni bir tez getiriyorlar.
Etiketler: Marduk ve 2012 Senaryoları Serisi - 5