İzafiyet Teorisi Ve Zamanda Yolculuk
by Mystiq on Mar.31, 2009, under Mistik Bilgiler

GEÇMİŞE YOLCULUK VAR !
Einstein izafiyet teorisini ortaya attığından bu yana, fizikçiler dünya üzerinde dört boyut bulunduğunu kabül ediyorlar.O zamana kadar bilinen ve kabül gören üç boyut olan uzunluk, yükseklik ve genişliğe ek olan diğer fiziksel boyut ise zaman olarak biliniyor. Matematiksel olarak da kabül gören 4′üncü boyut, diğer üç boyuta eşit değer taşıyor. Ancak insanlar dünya üzerinde üç boyutta, her yönde hareket edebiliyorlar yani, yukarı ve aşağı, sola ve sağa, ileri ve geri. Ancak zamanda sadece ileri doğru hareket edebiliyorlar, zamanda geriye doğru hareket hiçbir zaman gerçekleşmiyor.Fakat fizik kanunlarında, zamanın geriye doğru hareket edemeyeceğini söyleyen bir kural mevcut değil. Zaten Einstein’in bu konuda ispatladığı hareket denklemi de zaman geriye döndürüldüğünde gayet iyi çalışıyor. Ancak henüz hiç kimse zamanda geriye seyahat etmeyi başaramadı.
Zamanın iki yönlü ya da tek yölü bir yolculuk olup olmadığı konusu, Aziz Agustin’in ”zaman geçici bir şey midir, yoksa her zaman mevcut olmuş mudur” sorusunu ortaya atmasından bu yana 1500 yıldır insanların kafasını kurcalamayı sürdürüyor.Bundan tam 100 yıl önce H.G.Wells, The Time Machine/ Zaman Makinası adlı romanında bu konunun fizikçilere araştırılmasını önermişti.Mekanda (gerçekte mekan-zaman) istenen yönde yolculuk yapılabildiğine göre, acaba ”zaman içinde de istenen yönde seyahat edilebilir mi” proplemi teorik fizikçilerin zihinlerini kurcalıyor.
İzafiyet Teorisi nedir?
Tam Türkçesi ”Görecelik Teorisi” olan izafiyet teorisi üç bölüme ayrılır.Bir bölümü çeşitli hızlardaki aralar veya maddelerde geçen zamanın, uzay-zaman içinde değişik konumlarda bulunan gözlemcilere göre ”göreceli” olduğunu varsayan bir teoridir. Ünlü fizikçi Einstein, sonlu ve eğrisel olduğunu düşündüğü evrenin dört boyutlu olduğunu, dördüncü boyutun zaman olduğunu ileri sürmüştü. Mesela ışık hızına yakın bir süratle giden bir uzay gemisini, dünyada ikizi bulunan birinin kullandığını varsayalım. 10 yıllık bir seyahate çıkıp dünyaya geri döndüğünde, uzay gemisini kullanan ikiz, dünyada kendisini bekleyen ikizinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır. Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle hareket ettiği için, onun saatiyle on yıl , dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl olabilecektir.
ZAMAN MAKİNASI
Ahlak bilimciler bu durumu hilekarlık olarak nitelendiriyorlar. Onlara göre eğer mevcut doğa gerçekten zamanın geri gitmesine izin veriyorsa, bunu gerçekleştirmenin de bir yolu olmalıdır diyorlar. Son günlerde Princeton Üniversitesinden bir fizikçi, kuramsal olarak zamanda geri yolculuk yapmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı.
Fizikçi Richart Gott’un bu teorisi, son derece saygın bir fizik dergisi olan Physical Review Letters’da yer aldı. Bu teori, Einstein’ın İzafiyet Teorisi’nden yola çıkarak hayali bir zama makinası yaratıyor ve şunu öne sürüyor: ”Zaman ve uzay her ikiside çok geniş kütlelerle karşılaşınca veya ışık hızı civarında bir süratle hareket edince kırılıyorlar.”
Bu öneriyi ortaya atan ilk kişi Gott değil. 1988 yılında, California Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren teknoloji fizikçisi Kip Thorne ve iki çalışma arkadaşı da kendi teorik zaman makinalarını ortaya çıkarmışlardı ve bu çalışma da aynı derginin eski sayılarından birinde yayınlanmıştı.
Caltech adı verilen bu zaman makinası, fizikçiler tarafından karadeliklerin çekirdeğinde bulunduğu kabül edilen, kurtdelikleri içinde hareket etmeyi mümkün kılıyor. Karadeliğin çekirdeğindeki yoğunluk ve çekimin altında uzay, bir tünel meydana getirecek şekilde eğriliyor. Bu tünel dünyanın herhangi bir yerinde rastlanacak olan atom parçacığından bile daha dar olarak teşekkül ediyor. Tünelin bir ucundan giren herhangi bir cisim, diğer uçtan derhal dışarı çıkıyor, hatta bazı özel durumlarda geçmişe de hareket ediyor. Bu zaman makinesinin kullanılmasının ne derece mümkün olduğunu görmek oldukça zor. Zaman makinesinin, içinde insan karadelikteki ezici basınçtan etkilenmemeli ve tek bir atomdan bile daha dar olan ucundan dışarı çıkabilecek şekilde kendini küçültmeli. Daha da fazlası kurtdeliği, patlamaya meyilli olduğu durumlarda, hemen arkasından bir ikincisi meydana gelmeli ve bir açıdan bu tüneli açık tutmayı sağlamalıdır.
Bu konuda Gott’un fikirleri de şöyle: ” Thorne’un bu makinesi fazla akıllıca bir şekilde düşünülmemiş. Ancak bu fikir benim de yola çıkarak başka türlü bir zaman makinesi ortaya çıkarmamı sağladı. Gott’un zaman makinesi Thorne’nun kinden daha basit. Karadelikler ve kurtdeliklerine yer vermiyor. Sadece ışık hızında hareket eden bir uzay gemisi ve uzaydaki kozmik hatlara yer veren bir teori. Aynen kurtdelikleri gibi kozmik hatların evrende varolsa da olmasa da, sadece teorik düşünceler açısından varlıkları kabül ediliyor.




Ekim 9th, 2009 on 18:51
Zamanı milyonlarca daireye boyutuda bunların ortasında tek başına
duran bir tren olarak düşünürsek doğru araç ve metaryellerle
istenilen bu dairelere atlamak mümkün gibi görünüyor. Zamanın
geçmiş/gelecek belli bir hızdan sonra esnediği büküldüğü
düşünülürse bu bükülme hızınında saatte 299.7 km hız yani ışık hızı
ile ışık hızı olarak verdiğimiz bu ölçü insanoğlunun hayal gücünün
son noktası olarak göründüğündendir . Halbuki aşılabilecek ve
mümkün olabilirliliği fiziksel olarak mümkün olan bu hızın
katmanları neden olmasın şimdilik hayal gücümüzü fazla zorlamadan
ancak ışık hızınında bir katmanları olabileceği ihtimalinide
unutmadan konumuza dönelim , ışık hızında hareketin mümkün olduğu
fiziksel ortamlarda zaman boyutsal olarak esnemeye ve katlanmaya
başlamaktadır teori bunu savunuyor bu esnemeler ve katlanmalar
esnasında bükülen zamanda atlamalar yani ışınlanmalar yani
moleküllere parçalanarak bulunduğumuz alanın karşı kutbundan ortaya
çıkış bunun için sadece ışık hızını aşmak yeterli değil tabiki ışık
hızında hareket eden varlıklar kütlesel olarak genişleyeceğinden bu
hızda hareketliliğin vereceği sürtünme ve ısınmayı bununla beraber
olası yerçekimlerine karşı antimadde reaktörleriyle desdeklenmiş
kendi enerjisini ışık ve uzay titreşimlerinden sağlayan , bunlar
enerji boyutu çok yüksek olan ve hala anlam ve önemini
çözemediğimiz ancak uzay ve evren boşluğunda sınırsız bir boşlukta
hareket eden bir dalga enerji akımıdır suya atılan bir taş
parçasının suyun yüzeyinde yarattığı dalgalanma gibi kaynağı belli
olmayan ama bir ışık titreşiminin neden olduğu varsayılan bu
enerjileri farkettiğimiz an enerjinin boyutu ve gücü hakkında bilgi
ve tecrübelerimiz büyük bir ölçüde değişime uğrayacağı bir
gerçektir. Birçok teoride ışık hızında hareket eden cisimlerde
zaman farklılıkları gözle görülebilecek kadar değişiklik gösterdiği
gibi ışık hızında hareket eden cisimlerin boyut frekanslarının
ayarlarıyla beraber ışık hızında hareket halinde bile hiç bir
sürtünme etkisine maruz kalmadığını bununla beraber yolculuk
esnasında birçok kütlesel cismin içinden hayalet konumunda
geçebildiklerini savunmuşlardır. Bunlar sadece uzaylı
teknolojisiyle olabilecek gibi görünen teoriler olsada fizik
kanunlarımıza göre imkansız gibi görünsede unutmamak gereken bişi
var 300 sene önce tonlarca ağırlıklardaki uçakların gökyüzünde
dolaşacakları varsayımıda teknik ve fiziksel olarak imkansız
bişiydi, geçmişimiz için imkansız olanları bizler başardık
geleceğimizde zamanda veya ışık hızında ulaşımı başaracaklar tek
soru biz bu teknolojinin neresindeyiz bu seviyeye gelmek ne kadar
sürecek ” insanlar sordukları soruların cevaplarını bedenlerinin
bir yerlerinde hep biliyorlardır ama bilgiyi anlamak ve açığa
çıkarmak hep zaman almıştır, anlamak için sorgulamak gerek.