Perþembe, Þubat 09, 2012 02:18

Dünya Dışı Yaratıklar Tarafından Kaçırılan insanlar -2

http://img26.imageshack.us/img26/1457/65855mp1168570.jpg

Öykülerin benzerliginin anlami nedir?
Kaçirilma olaylari sadece Hopkins’in degil, Temple Üniversitesi profesörlerinden David Jacops’un da ilgisini çekiyor. Hopkins gibi o da bos zamanlarinin çogunu, kaçirildigini iddia edenleri hipnotize ederek geçiriyor. Ona göre bu seanslar çok önemli çünkü kaçirilanlarin ruhlarini incelemesi gerektigini düsünüyor ama birçok kisinin bu kaçirilma olaylarini ciddiye almadiginida söylüyor. Jacops. yasami boyunca UFO arastirmalarinin içinde oldugunu söylüyor ve söyle devam ediyor: “Aslinda benim amacim bilgileri bir araya getirip, UFO bilinmeyenine anlam kazandirmak, ama yine de hiçbir zaman tüm bunlarin anlamini kavrayacak gerçek bir ipucu bulamadim.” Dahasi Jacops UFO’larla ilgili yillar süren arastirmalari sirasinda bu bilinmeyeni çözecek veya insanlann gökyüzünde gördüklerini açillayacak bir bilgi elde edememis: UFO’lar neden Beyaz Sarayin bahçesine inis yapmadilar ?
Neden içlerinden biri inip “Beni liderinize götürün” demedi? Neden bir yere çarpmadilar
Neden parçalarini hiçbir zaman bulamadik? Bu “neden”ile baslayan sorular hep cevapsiz kaliyor. Daha sonra 1981′de Jacops, Budd Hopkins ile tanisiyor ve çalismalariyla igileniyor. Jacops. Hopkins’in dogru iz üzerinde oldugunu söylüyor fakat süpneciler, Hopkins hakli olsaydi yillardir hepimizin bekledigi entellektüel kaniti bulurdu ve çalismalari bizi yeni alanlara sürüklerdi diyorlar.
Jacops, kaçirilanlarla birlikte çalismalarini bir kaç yil önce baslatti. Ayni dönemde bir Philedelphia ‘li yasadigi bir olay için Hopkins’e basvurmustu. Hopkins bu kadinla çalisamayacagini anlayinca onu Jacops’a göndermisti. Hopkins’in tavsiyesi br baslangiç oldu. Gazete haberleri, radyo programlari ve yerel kisiler Jacopsin çalismalarini hizlandirdi. Geçen iki yilda Jacops uzaylilar tarafindan kaçirildigini söyleyen 13 kisiyle çalisti. Daha çok bir psikoterapist gibiydi. Bu kisileri haftada bir görmek istiyordu. Jacops devam ediyor: “Hopkins daha genis çalisiyor,düzinelerce insanla çalisti. Bense her kisiyle tek tek ilgileniyorum, Hikayelerini bastan sona defalarca dinliyorum.” Sonuç olarak Jacops kaçirilma olaylarinin kronolojisi ile gündeme geldi, ona göre olaylar adim adim geisiyor. Gemiye girdiklerinde gördükleri ilk sey neydi? Elbiselerini nasil çikardilar? Masaya nasil yatirildilar? Tavandan sarktigini gördükleri sey neydi? inceleme sirasinda neler oluyor? Dönüse kadar tek tek neleri gördüler? iste tüm bunlar onun inceleme alanina giriyor. Jacops beraberce yapilan hipnoz seanslarini ‘tonlarca bilgi” olarak tanimliyor. Yeni çikacak kitabinda, okuyucuya adim adim bir kaçirilma olayini anlatmak istiyor. Simdiden pek fazla detaya girmek istemedigini
söylüyor ve devam ediyor, ilk önce, kaçirilan kisi gemiye bindinlir. Olayin ilk bölümünde incelemeler vardir: yumurta ve sperm örnekleri almak gibi… Daha sonraki bölümde bebeklerle tanistinliriar ve aletlerle incelenirler. Sonunda ise, bu kaçirilma deneyi, melez bebeklerin nereye gittigi anlatilarak biter.”

“UFO Meryemi’
Washington D.C. Amerikan Üniversitesi’nde birçok ciddi UFO arastirmacisi Kenneth Arnold’un ilk UFO’yu görmesinin 40. yilim kutlamak için toplandilar. Uzaylilar tarafindan kaçirilanlar hakkinda yapilan panel, uzun ve atesli tartismalarin sonunda yorucu bir sekilde bitti. En ön sirada Amerika’da yaratiklarca kaçirilanlarin en ünlüleri oturuyordu; “Communion”un yazari Whitley Strieber, “intruder” adli kitabin konusu olan Kathie Davis ve 10 yil önce bir dizi kaçirilma hikayesi basilan Charies Hickson. David Jacops bu panelin düzenleyicisi olarak ilk soruyu sordu: “Neye benziyordu, bunu topluluk önünde anlatmak isteyen var mi?” Strieber, mikrofonu eline aldi ve “Belki de en genel açiklamayi ben yapacagim” dedi. Sesi heyecandan titriyordu. Bunun hayatinda yaptigi en zor is oldugunu söyledi ve söyle dedi: “Kendimi Ocak’tan beri en az 225 kez ifade etmeye çalistim. Üstelik bunu, bana bakip gülen 700 konuk ve TV’de sovu izleyen 8 milyon insan önünde yaptim. “Communion” adli kitaptan milyorlarca dolar kazandim. Bu bir sir degil.” Sonra kalabaliga gülümsedi ve kendisini birçok kisinin önünde yalancilikla suçlayan Philip Klass’i sundu ve adamin oturdugu yeri gösterdi. Salonda yuhlar duyuldu, izleyiciler sakinlesince Strieber adama BBC’nin ona hazirladigi ve cevaplamasim istedigi polygraf testini okudu;
BBC: Bu sorulara cevap vermeyi kabul ediyor musunuz?
STRiEBER: Evet.
BBC: Yaratiklari maddi bir kazanç için mi uydurdunuz?
STRiEBER: Hayir.
BBC: Ziyaretçiler geldiginde size dokundular mi?
STRiEBER: Evet!
BBC: “Communion” adli kitapta yazdiklariniz kendi dürüst tecrübeleriniz mi?
STRiEBER: Evet!
BBC: Hiç halüsinasyon görmenizi saglayacak bir ilaç ya da uyusturucu kullandiniz mi?
STRiEBER: Hayir.
BBC: Yaratiklar fiziksel olarak gerçek mi?
STRiEBER: Evet. öyle olduklarini düsünüyorum!

Strieber, bu testin okunmasindan sonra, sonuçla birlikte testin kopyasini Philip Klass’a verebilecegini söyledi. Klass raporu aldi ve toplantinin sonunda Strieber’in yanina giderek, ona hiçbir zaman yalanci demedigini söyledi. Strieber de ona, New York’taki televizyon programim hatirlatti. Philip Klass ise programin prodüksiyonunda yapilan sanssiz bir hata sonucu böyle bir sorunun ortaya çikmis olabilecegini ama eger isterse bir kereligine özür konusmasini bir teybe kaydedebilecegini veya bir faksla, toplum önünde ondan özür dileyebilecegini söyledi. Fakat Klass hiçbir zaman özür dilemek için bir kaset doldurmadi ve faks çekmedi. Ama Ktass tarafindan yapilan haksizlik birçok UFO arastirmacisinin aklindan çikmadi. Nedeni açikti; Klass UFO olaylarina da kaçirilanlarin anlattiklarina karsi yorulmaz bir muhalifti. Amaci neydi?
Klass’a göre, Hopkins tam bir “UFO Meryemi”ydi ve yaratiklari kendisi uydurmustu. Klass ünlü bir hipnoz uzmani, psikiyatrist olan Martin T’Orne’un çalismalarindan yararlanarak söyle bir açiklama yapti: “Hipnoz teknigi, olmayan bir aniyi bile beyninize isleyebilir. Böylece polygraf testinde, anlattiklariniz gerçekmis gibi görünür. Diyelim ki, dün aksam saat altidan sonra ne yaptiginizi anlatmanizi istiyorum. Siz dün gece, yemek yediginiz, TV izlediginizi, biraz okuduktan sonra yataga gittiginizi biliyorsunuz. Sonra sizi transa sokuyorum ve size ‘yüksek bir ses duydunuz mu?’ diye soruyorum. Trans halindeyken aramizda bir sahip-köle iliskisi oldugundan, benim yönlendirici soruma ‘evet’ diye cevap veriyorsunuz. Üstelik hiçbir ses duymasaniz da ben yönlendirici bir soru sordugum için ‘evet’ diyorsunuz. Sonra size, sesi düyunca ne yaptiginizi soruyorum. Siz de camdan disari baktiginizi söylüyorsunuz. Eger size hipnozdan sonra, hipnozdayken konustuklarimizi hatirlamanizi söylersem, uyanikken bile size asilamis oldugum bilgileri gerçekmis gibi animsarsiniz ve sonra sizi tekrar transa sokup, dün gece ne oldugunu sordu-gumda, konustugumuz her ayrintiyi atlamadan anlatirsiniz.”

“Bunlar bir Holywood yapimina benziyor…”
Bunlarin disinda Klass, Hopkins’in Dr. Orne’nin hipnoz kurallarinin çogunu ihlal ettigini de ekliyor. Hipnoz olayi gerçeklesirken konu hakkinda hiçbir ön yargi olmamalidir. Seansa kadar hipnotizma yapacak kisinin irdelenecek konuyla evvelce bir ilgisi olmamalidir. Ayrica hipnoz sirasinda bir videoteyp kullanilmali ve böylece sadece konusulanlar degil mimikler de incelenmelidir. Klass bu kurallarin birçogunun Hopkins tarafindan ihlal edildigini söylüyor. Klass bir Çingene’nin falina, Hopkins’in hipnozundan daha fazla güvenecegini belirtiyor. Hopkins ise Klass’in hipnoz tartismasinin anlamsiz oldugunu söylüyor, Simdiye kadar 16 tane kaçirilma olayi hipnoz olmadan ortaya çikmis. Ayrica kaçirildigini düsünen 23 kisi sadece bu olayi açiklayabilmek için hipnoz altina girmis.
Klass’in baska sikayetleri de var. Örnegin, ona göre; Hopkins’in bulgularindaki doz bir baska vakaya geçtiginde abartiliyor. Hopkins’in kitabindaki resimlerden yola çikarak her kisinin farkli bir melez çocuk resmi çizdigini söylüyor, ve söyle devam ediyor:
“Kathie melez bebegin yasli bir adama benzedigini Pam, melezin bembeyaz teni ve ince derisiyle yeni dogmus bir kuzuya benzedigini ,
Susan ise melezin gri renkli,büyük basli baska bir seye benzedigini söylüyordu.Benzerlikler kisiden kisiye degisiyor.Bana sorarsaniz,ben Robert Redford’a benziyorum yada bir baskasina göre bir yaratiga , ama bu görüs sadece bir Hollywood yapimcisinin fikri olabilir.”Sonuçta Klass yaratik prototipinin herkese göre degistigini söylüyor ; ” Birine göre yaratiklar , iki metre uzunlugunda ,uzun saçli yada kel olmalidir.Ben ise onlarin kisa boylu ve kel oldugunu düsünebilirim.Bu çok klasik bir bilim-kurgu imajidir.Fakat herkes yaratiklarin iki metre boyunda , dört elli oldugunda birlesseydi bundan çok etkilenirdim.”
.
UFO’cular da kizgin…
Baska elestiriler de var. UCLA’da Ronald Siegel adinda bir psikoparmatotog, kaçirilma hikayelerinin stresten, karanliktan veya soyutlanmadan dogan halüsinasyonlar olarak açiklanabilecegini söylüyor. Ona göre, bu tür durumlarda, gerçek gibi görünen durumlar yaratilabilir ve bunu gören biri ona inanmaya meyillidir. Kaçirilma hikayelerinin birbirine benzemesi ise, genel göreceli merakin ortak imajlar yaratmasindan ileri geliyor, ingiliz Ufolog Prof. Alwin Lawson kaçirilanlarin bu olaylari, dogumdan beri saklanan anilarin su yüzüne çikarak olusturduklarini söylüyor.
Hopkins’in hipnotize ettigi kisilerse, tam anlamiyla bir kaçirilma olayindan degil, daha çok tibbi bir incelemeden bahsediyorlar. Örnegin; dogumhane odasindaki isiklar, ceninler vs… Psikiyatrist Harvey Ruben’e göre, kaçirilma hikayelerine “psikolojik salgin” diyebiliriz. Üstelik bu salgin çabuk etkilenen insanlari sariyor ve söyle bir örnek veriyor. Olay, israil’deki bir Arap okulunda olmus, çocuklar tek tek sirayla kanalizasyonu koklamislar ve hepsi hastalanmislar. Üstelik böyle olmasi için hiçbir fiziksel neden yokmus. Ruben, insanlarin çok çabuk etkilenebildiklerini, üstelik hiçbir psikolojik bozuklugu olmayan insanlarin bile bu durumda olabilecegini söylüyor. Yine Ruben’e göre, kaçirilma bilinmeyeni psikolojik bir salgina birçok yönden benziyor. Üstelik buna bir çesit histeri de denilebilir. Birçok insan kitaplardan, programlardan ve filmlerden bazi yorumlar ediniyorlar. “Üçüncü Türle Bulusma” gibi filmler bu tür reaksiyonlari körüklüyor, insan bir kere böyle bir sarsici olaya inanirsa bu olay buna benzer post-travmatik olaylari beraberinde getiriyor; Tecavüz suçlulari, Vietnam askerleri gibi… Ama en sert elestiri UFO merkezinden geldi. Bir panelde dinleyiciler ve bilim adamlarinin önünde konustuktan sonra ingiliz UFO’cu Jenny Randles; “Amerikan safligi” dedigi konuyu açti. Randles, kaçirildigini söyleyen 28 kisiyle görüsmüstü. Amerika’daki insanlarla karsilastirildiklarinda kültürel farkliliklar yaygin olarak saptanmis. Randles;
‘Tüm Amerikan vakalarindaki detaylar Whitley Streiber’in kapak resminden alinmisçasina anlatiliyor” diyor. Yaratiklar daima büyük gözlü, iri kafali olarak tanimlaniyorlar, sasirtici olan ise buna benzer detaylarin ingiltere’deki taniklar tarafindan da anlatilmaya baslanmasi. Ama genelde ingilizlerin yaratiklari daha çok insana benziyor. 28 vakada sadece yara izleri bulundu, fakat yine de bunlarin dogum lekesi olabilecegi süphesi var. Sadece on vakada tibbi deney izleri bulunmus, bunlardan hiçbirisi jinekolojik deneylerden, sperm alisverisinden bahsetmemisler. Buna karsin, Hopkins Randles’e basvuranlarin sadece bazi iddiacilar oldugunu ama kesinlikle gerçek kaçirilanlar olmadiklarini söylüyor. Ama Randles israrini sürdüruyor, tüm ayrintilarin yazilmadigini, eger hipnoz altindakiler gazetelere geçerse birçok detayin birbirini tutacagini belirtiyor. Randles. Amerika’daki olaylarin etkileyici oldugunu ama hiçbirinin psikolojik bir fenomenden öteye gitmedigini de ekliyor. Arastirmacilarin gayretleri sonucunda kisiler, hikaye versiyonlarini kabulleniyorlar. Hiç süphe yok ki, bir kaçirilma fenomeni var ve hiçbir standart açiklama bu duruma uymuyor.

Sorun modern insanin ruh sagliginda mi?
Bunun disinda Randles kaçirilma olaylarini hizla yayilan genis bir inanç agi olarak görüyor, bu akimin daha ne kadar büyüyecegini bilmedigini ama yine de ilginin artacagini söylüyor.Ona göre; kaçirilma olaylari ile ilgilenen UFO arastirmacilari , uzak dogulu gurular gibi algilaniyorlar ve kaçirilma olaylari 30 yildir bekledikleri bir durum.Dramatik kanitlar UFO olaylarini gerçek gibi görmemizi sagliyor.Ama hassas insanlar söylenen her seye inaniyorlar.Panelden sonra , Randles kaçirildigina inanan 4 kisiyle konustu ve 50′lerde olan olaylarla simdikilerin birbirine çok benzedigini açikladi. Tabi ki UFO hareketi 30 yil önce baslamis ve bilgiler bu 30 yil içinde toplanmisti ama inanan insanlarla konusursaniz, hala dünyaya çok uzaklardan mesaj getirme hevesi içindeler, iste yanlis olan da bu… Fakat bir kere su bulandiginda bazilarina inanip, bazilarina inanmamak
saçmadir. Baska problemler de var. Eger bu yaratiklar yildizlar arasi seyahat edebilecek teknolojiye sahiplerse. neden bir takim deneyler için insan kaçirmak yerine ortaya çikip istedikleri deneyi rahatça yapmiyorlar? Üstelik bir gen laboratuvari kurup, istedikleri geni ve prototipi yaratabilecek güce sahipken, neden bu zorluklara katlaniyorlar? Sonuç olarak tüm bunlara inananlar bunlarin nedenlerini düsünmüyorlar.
Strieber simdilerde bu kaçirilma olaylariyla ilgili yeni kitabini yaziyor ve sunlari söylüyor; “Düsünen bir insanin dis kaynakli zekalara dair bir açiklamaya ihtiyaci yoktur. Yine de basit bir psikolojik açiklamanin yetecegine inanmiyorum. Bir seyler oluyor. Üstelik olanlar, transandantal ve öngörü deneyimlerine benziyor. Tüm bunlar insanlikla beraber gelisiyor. Ben kendi adima Orta Asya’da bir Saman’in ölüler dünyasiyla iletisim kurmak için kullandigi yöntemi kullaniyorum. Bu yöntem, hikayemi anlatmak ve topluma hayallerimi aktarmak. Belki de bunlara gülmeyi birakip olanlari tanimlamaya çalismaliyiz. Çünkü inanilmaz sayida çok insan baska bir dünyanin üstün varliklariyla iletisim kurulduguna inaniyor. Eger arastirmacilari, yazarlari bu konular ve tecrübeler üzerinde çalismaktan alikoymazsak, dünyanin gördügü en büyük düsünce kitlesinin içinde buluruz kendimizi.” Birçok uzmana göre Strieber’in ruhsal sagligi iyi degil. Sosyolog Morchello Truzzi, toplum olarak bilimi çok önde tutarak ruhi yasantimizi ihmal ettigimizi düsünüyor. Bunun sonucunda geçmis yasamla iliski kurma ya da kaçirilma olaylari ortaya çikti. Birçok insan yüksek hayalgücünün etkisiyle tüm bunlara inaniyor. Filozof Dennis Stillings de bu görüse katiliyor: “Su anda patlamaya hazir bir bilincin beyindeki olusumlarini görüyoruz” diyor Wilderness. aslinda hakli, ona göre Amerikalilar öncü bir millet ve devam ediyor: “Simdiye kadar Amerika’da bir statü elde edememis kitleler var. Simdi ise madalyon ters döndü. Su siralar içe dönük yiginlari dinlemekteyiz. Bu durumu is ve çikar için büyütmekteyiz. Amerikalilar artik bu insanlari dinliyorlar ve bunlarin gerçek olduguna dair tam bir kanit ise yok. Fakat yine de bu durum her yerde yankilaniyor. Tüm bunlara alisik olmadigimiz için kendimizden uzaklastiramiyoruz. Onlari suçlamak ve onlarin karsiti olmak bizim için daha kolay.”

Ve yine dinsel kavsaktayiz…
Stillings aslinda Amerikalilarin meraklarindan ve basit inançlarindan uzaklastigini, kaçirilma olaylannin ve geçmis yasamla iletisimin artisini ilginç buldugunu söylüyor.
Ona göre. bu durum, dini, teknolojik kiliflar içinde yeniden olusturmak; söyle açikliyor: “Organize olmus dinin parçalanmasi dörtyüz yildir devam ediyor. Bu durum insanlari Tanri ile teketek iletisime zorladi.

Bizim çevremizdeki insanlar bunu öbür dünyayla iletisim kurmaya çalisarak sagliyorlar,,’ böylece kendilerinin Tanri’si oluyorlar. En ekstrem durumlarda kaçirilanlar her seye gücü yeten ve her seyi bilenlerin kurbani oluyorlar. Bu figürler Tanrisal karakterler olusturuyorlar. Kurgu bilim filmlerinin, bir takim kliniklerin ve baska yüksek teknoloji formlarinin sonucunda doguyorlar.” Stillings’e göre; kaçirilma hikayelerinde dini bir yön var, birçok detay dini motiflerden olusuyor. Örnegin; melez bebek, isa ve Buda’nin bebekken tasidigi üstün bilgelikle benzesiyor. Kaçirilanlar ise böyle bir bilge bebegin rüyasini görüyorlar. Anlatilan tuhaf yara ve izler birçok dini kisiligin ve azizin tasidigi izlere benziyor. Garip ve beklenmedik gebelikler Meryem’in bakireyken dogurmasina benziyor. Stilling’in saydiklarindan birçogunu kaçirilanlardan çogu gerçekten anlatiyor. Bu garip senaryoya çok yerde rastlanabilir. Stillings bunlara, incil’de, Eflatun’nun yapitlarinda rastlanabilecegini söylüyor. Bunlarin hepsinde üç tuhaf insandan ve garip bir sarisindan bahsediliyor. Gerçekte bütün bu imajlar nereden geliyor? Cart G.Jung’a göre; bunlar beyinde zaten mevcut. Stillings. Jung’un görüslerini söyle açikliyor; “Jung, din ve buna bagli imajlarin beyinde biyolojik olarak var olduguna inaniyordu. Gerçekten de dini bir içgüdü var ve biz bu içgüdüye sekil veriyoruz. Günümüzde bu içgüdü melekleri ortaya çikarsa bu duruma güleriz ama bu güdü E.T. olarak ambalaj edilirse buna inaniriz.”

Etiketler:

Yorum yapın