<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mistik Olaylar,UFO Gerçeği &#187; Cevahirden Gizemli Satır Araları</title>
	<atom:link href="http://www.mystiqx.com/category/cevahir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mystiqx.com</link>
	<description>Mistik,Doğa üstü,Açıklayamadığınız olaylar,UFO Gerçeği</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Sep 2011 15:16:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>Garip Yaratık</title>
		<link>http://www.mystiqx.com/garip-yaratik.html</link>
		<comments>http://www.mystiqx.com/garip-yaratik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 12:45:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hackxien</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cevahirden Gizemli Satır Araları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mystiqx.com/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[                                                           Rusya&#8217;da bulunan ve ne olduğu tespit edilemeyen garip bir canlı türü ülkede şok etkisi yarattı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.kanalturk.com.tr/newsFiles/1/1/1/1/1/1/1/1/1/0/1/0/1/file/16362_galeri_1.jpg" alt="" width="400" height="356" /></p>
<p>  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.kanalturk.com.tr/newsFiles/1/1/1/1/1/1/1/1/1/0/1/0/1/file/16362_galeri_3.jpg" alt="" width="400" height="328" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.kanalturk.com.tr/newsFiles/1/1/1/1/1/1/1/1/1/0/1/0/1/file/16362_galeri_2.jpg" alt="" width="400" height="303" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>  Rusya&#8217;da bulunan ve ne olduğu tespit edilemeyen garip bir canlı türü ülkede şok etkisi yarattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mystiqx.com/garip-yaratik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratılış Teorileri</title>
		<link>http://www.mystiqx.com/yaratilis-teorileri.html</link>
		<comments>http://www.mystiqx.com/yaratilis-teorileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hackxien</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cevahirden Gizemli Satır Araları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Teorileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mystiqx.com/?p=1752</guid>
		<description><![CDATA[Yaradılış ve &#8220;YARATAN&#8221;,  bizlerin algılayamayacağı kadar kutsal ve değerli bir bilgidir. Yunus&#8217;un  dediği gibi &#8221; Sev Yaratılanı Yaratandan Ötürü &#8221; çok önemli ve yerine oturmuş bir kelimedir.insan, hayvan ve bitkilerin oluşum ve gelişim evreleri bilinmeyen bir içgüdüsel programlama tekniği ile oluşturulmuştur bunun tüm etkilerini ileri aşamaya gelmeden daha yeni doğmuş insan , hayvan yavrularında açık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://img2.blogcu.com/images/b/i/l/bilimhane/1223831852uzay_resmi.jpg" alt="" width="384" height="308" /></p>
<p>Yaradılış ve &#8220;YARATAN&#8221;,  bizlerin algılayamayacağı kadar kutsal ve</p>
<p>değerli bir bilgidir.</p>
<p>Yunus&#8217;un  dediği gibi &#8221; Sev Yaratılanı Yaratandan Ötürü &#8221; çok önemli ve yerine oturmuş bir kelimedir.insan, hayvan ve bitkilerin oluşum ve gelişim evreleri bilinmeyen bir içgüdüsel programlama tekniği ile oluşturulmuştur bunun tüm etkilerini ileri aşamaya gelmeden daha yeni doğmuş insan , hayvan yavrularında açık bir şekilde görebiliyoruz. Yeni doğan bir bebeğin anne memesinin görevlerini ve amacını çok iyi biliyormuşcasına ilk karşılaşmada ne yapacağını biliyorken yavru bir deniz kaplumbağasının yumurtadan çıkar çıkmaz denize girip sanki yıllardır yüzme biliyormuşcasına su altında yüzebilmesi  açıklayamadığımız ancak içgüdüsel bir tepki olarak cevaplandırabildiğimiz bir kaç örnektir sadece sorulması gereken insan ve hayvan DNA sına yerleştirilmiş binlerce bilgi gibi yaratıcıya ait birkaç küçük içgüdüsel program neden eklenmemiştir ve neden düşünebilen insan türü, hayatları boyunca bir yaratıcının gücüne inanmakla beraber bütün evresinde onu aramakla geçirmek zorunda bırakılmıştır.</p>
<p>Bu soruya verilebilecek 3 mantıklı çözüm vardır ,</p>
<p><span style="color: #ff0000;">1</span> : Yaratıcı kullarını sınamak ve denemek için zaman zaman elçiler göndererek kendisi hakkında bilgiler vermiş ve kullarından   iman ve itaat etmelerini beklemiştir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">2 </span>: Yaratıcının gücü ve büyüklüğü bizlerin tarif edemeyeceği büyüklükte olduğu, bizlerin hiç bir zaman ulaşamayacağımız yada algılayamayacığımız boyutlarda yaratmaya devam ettiği, kendisi için çok önemsiz olan insanlardan  beklenti yada iman isteğine gerek duymamıştır ve yaratılanları kendi hallerine bırakıp özgür iradeleri ile ne kadar ileri gidebileceklerini izlemektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">3 </span>: Yaratıcı güç bizlerin düşündüğü gibi duyguları, düşünceleri olmayan kendi yüksek enerji frekanslarının titreşimlerinden dolayı boyutlar ve evrenler arasında doğru şartlar ve uygun ortamlar da kendi enerjisi ile canlı metebololizmalara yaşam ortamı sağlayabilen çok yüksek değerlerdeki bir ışık titreşimi olabileceğidir, canlı metebolizmaların bulundukları ortamlara göre mükemmel bir şekilde mutasyona uğramış olmalarıda gene enerjinin doğru şartlarına ve uygun ortamlara dayalıdır. Dolayısıyla milyarlarca yaşam türüne hayat verdiği halde bunun farkına bile varamayan bir enerji kaynağından da bahsedilebilir. Bu&#8217;da yaradanın aslında farkında bile olmadığı canlı türleriyle arasında dolaylı bir bağ olmadığını göstermektedir. Yaratılış esnasında bu güçten yardım aldığımız ancak devamlılığında kendi tanrılarımızın kendimizden başkası olmadığını kendi yaşam devamlılığınıda yine kendi kendimize başardığımız izlenimini vermektedir. İnsan DNA sındaki hayatta kalma içgüdüsü bunun en büyük destekcisidir.</p>
<p>Bu&#8217;da boyutlar ve evrenler arasındaki canlı türleri arasındaki fiziksel farklılıkları açıklamaktadır , canlı bulunduğu boyut-evren&#8217; in oluşturduğu enerji titreşimleri arasındaki farklar ve uzay-evrendeki konum itibariyle hayatta kalabilmesini sağlayacak mutasyonik değişimi kendi DNA sı sayesinde başarır yaşam alanımız dünyada bile en yakın bölgesel medeniyetler arasında çok büyük farklılıklar mevcuttur afrika insanı siyah olup avrupalı sarışın dır asyalı kısa boylu çekik gözlü ve melez bir ten rengindedir aynı uzay-evren dünyasında olmalarına rağmen insanoğlu bile dünyasında birkaç ırka dönüşmüştür. İnsanımsı görünümlerinin ardında yapı olarak aralarında çok büyük farklılıklar olduğunun altını çizelim. Peki , nasıl bir mutasyondur siyah ve beyaz olabilecek kadar insan yapısını değiştirebiliyor.?</p>
<p>Biraz abartacak olursak farklı dünyaların canlıları bile diyebileceğimiz büyük bir farktan bahsettiğimizi unutmayalım,</p>
<p><span style="color: #ff0000;">***</span> insan metebolizması bunları yapabilecek güçtemi ?</p>
<p><span style="color: #ff0000;">***</span> içgüdüsel yaşam DNA&#8217; larımız insanı bulunduğu ortamın çekim ve titreşim frekanslarına göre bu büyüklükte bir mutasyona zorlayabilirmi ?</p>
<p><span style="color: #ff0000;">***</span> insanoğlu yaşam evrelerinde yaşam devamlılıkları için uzaylı türlerinden yardım gördümü ?</p>
<p><span style="color: #ff0000;">***</span> Dünya insanları, farkında olmadan uzaylı ırkların deneysel kobaylarımı yada  canlılarıyla beraber bir deney alanımı ?</p>
<p>Yukarıdaki soruların Cevapları her insan için farklı bir cevap&#8217;lar niteliğinde&#8217;dir buda insan DNA sının kendine uygun gördüğü cevaptır. Gerçek olanın ezici üstünlüğü her zaman beklediğimiz kadar kolay ve basit olmayabilir bununla beraber gerçeğin saf yüzü ruhen ve fiziken insan metebolizmasına uyumluda olmayabilir. Bedenin saf bilgiye yenik düştüğünü ilmin bedenin üstüne çıktığı durumlarda fiziksel olarak insanın hastalandığı&#8217;da bir gerçektir. Bir çok bilim insanının delirdiği ve çıldırdığı sahip olduğu ilme fiziksel olarak yenik düştüğünü ve insan bedeninin belirli bir seviye ye kadar ilim ve bilgi kapasitesi taşıyabileceğini bu kapasitenin aşılması durumunda bedenin fiziken çöküntüye uğradığı binlerce canlı örnekle kanıtlanmıştır.</p>
<p>Buda bulunduğumuz uzay &#8211; evren&#8217;in dalga frekanslarının insan düşünce ve beyin kapasitesinin gelişimin deki titreşim düşüklüğünden kaynaklanmaktadır. Yaratılışımızın fiziki mükemmelliği gibi aynı orantıda yaşamamız gerektiğini ifade eden bu mekanizma insan metebolizmasını aşan YARATAN ve YARATILIŞ ile ilgili bilgiler için hiç bir zaman yeterli bir seviyede olamayacağımızı göstermektedir.; İnsan DNA sında unutulan yada eksik bırakılan YARATILIŞ bilgisinin tek nedenide budur.</p>
<p><span style="color: #3366ff;">&#8220;  İNSAN BEDENİ YARATAN VE YARATILIŞ İLE İLGİLİ BİR BİLGİYİ TAŞIYAMACAK VE ÖĞRENEMEYECEK KADAR ZAYIFTIR.&#8221; </span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"> </span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"> ** Cevahir ***</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mystiqx.com/yaratilis-teorileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Dünya</title>
		<link>http://www.mystiqx.com/son-dunya.html</link>
		<comments>http://www.mystiqx.com/son-dunya.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 14:42:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hackxien</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cevahirden Gizemli Satır Araları]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mystiqx.com/?p=1736</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzün ev ödevi olsada, geleceğimizin kaçınılmaz uygulamalarından sadece  biridir.   Sığamadığımız dünyamıza alternatif bir yaşam alanı bulabilmek yada suni bir yapıda oluşturabilmek. Bunun en önemli arayışının başında hunharca yaşam alanımızı kendi ellerimizle yokedeceğimiz bununla beraber içgüdüsel olarak yaşamlarımızın devamlılığı için yeni yaşam alanları ihtiyacından  kaynaklanmasıdır. Öncelikle biraz gezegen yapılarından bahsedelim, gezegenler büyüklük ve şekilsel farklılıklarının yanında kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://www.bildirgec.org/imaj/bozooo/dunya-mars-ay2.jpg" alt="" width="200" height="192" /></p>
<p>Günümüzün ev ödevi olsada, geleceğimizin kaçınılmaz uygulamalarından sadece  biridir.   Sığamadığımız dünyamıza alternatif bir yaşam alanı bulabilmek yada suni bir yapıda oluşturabilmek. Bunun en önemli arayışının başında hunharca yaşam alanımızı kendi ellerimizle yokedeceğimiz bununla beraber içgüdüsel olarak yaşamlarımızın devamlılığı için yeni yaşam alanları ihtiyacından  kaynaklanmasıdır.</p>
<p>Öncelikle biraz gezegen yapılarından bahsedelim, gezegenler büyüklük ve şekilsel<br />
farklılıklarının yanında kendi galaksi veya sistemlerindeki ısıtıcı ve ışık yansıtıcı güneşe olan mesafeleriylede hayati bir önem taşımaktadır.</p>
<p>Uzay yapısı ve yeni yaşam alanları sağlayabilecek uzay koloni yaşamı arayışı ,</p>
<p>Günümüz insanının henüz tamamlayamadığı ancak ev ödevi olarak çalışmaya devam ettiği konuların başında gelir,  günümüz tarihi için erken bir düşünce olmasıyla beraber gelecekte şiddetle gereksinim duyacağımız bir ödevdir aslında kendi yaşam alanımızı ve dünyamızı kendi ellerimizle yok ettikten sonra yaşamlarımızı devam ettirebileceğimiz yeni yaşam alanları gerekecektir.</p>
<p>Şimdilik en akla yatkın olanı gerek uzay evrende, gerek&#8217;se uzay boşluğunda  devasa  gemi kolonileri adı altında  maddesel bir ortam olarak yeni bir suni yaşam alanı yaratabilmektir.</p>
<p>Peki insan için devasa bir yapı nasıl yokedilebilir, bunun başarılabilmesi teknolojik ilerlememi yoksa nükleer reaksiyona sebep verdiğimiz savaşçıl silahlarmı tüm bu etkenler bile milyarlarca yıllık bir birikim gerektirirken bir gezegenin yok edilmesi için milyarlarca yıl hiçmi insan oğlu akıllanmaz, kendi dünyasını yok ettiğini  yarın gidebileceği bir alanı bile henüz keşfetmemişken hangi çıkar çatışması sebeptir buna ve nasıl bir anlayıştır hep sorgulanır ama hiç çözüm bulunmaz durmadan tekrarlayıp durur.</p>
<p>Gezegenlerin yıldızlardan tek farkı tabiki ebat,kütle  yada dönüş hızları değildir iki maddeyi birbirinden ayıran en büyük özellik yokolma süreçleridir . Yıldız kendi imhasını hiç bir etki altında kalmadan gerçekleştirebilir ancak,bir gezegen kendi kendine asla yokolmaz, dış etkenler tarafından yokedilir.  Bununla beraber gezegenlerin  Yokolan tek özelliği barındırdığı yaşam formu değildir, aynı anda  yaşam için gereken gezegenimsel özellikleride kaybetmektedir.</p>
<p>Yok olan bir gezegene ait gezegenimsel etkenlerden birkaçını  kısaca tanıyalım .</p>
<p>*** Dalga frekansı ( enerjisiyle beraber kaybedilen yerçekiminin tireşim dalgası ve merkezden dışa doğru yaymış olduğu  dalga frekansları bu ferkanslar içe doğru yerçekimi sağlarken dışa doğru ise ozon tabakasına kadar   yerçekimine zıt orantılı bir itiş gücü ile görünmez bir kalkan görevi görür dış etkenlerden gezegeni korur.)</p>
<p>*** hava    ( oksijene ihtyaç duyan yaşam formlarının  en büyük ihtiyacı )</p>
<p>*** su      ( besinsel ve yaşamsal en büyük destekleyici )</p>
<p>*** ozon    ( sağlıklı çalışmayan gezegen kendi ozon tabakasını da yaratamaz dolayısıyla tüm zararlı x ışınları kendine çeker )</p>
<p>*** çekim alanı ( Yerçekimi ve dışa yaydığı dalga frekansları orantılı olmalıdır aksi halde milyonlarca meteor ve kaya parçası için  bir nişan tahtası olmaktan asla kurtulamayacağı bir çekim alanı oluşur. )</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://asart.science.ankara.edu.tr/figure/gunes_sistemi/gunes_sistemi3.jpg" alt="" width="450" height="338" /></p>
<p>Dünyamıza en yakın 2 uzay maddesinden örnekler verelim</p>
<p>Kendi uydumuz olan<strong> <span style="color: #ff0000;">ay</span></strong> ve bir diğer komşumuz <strong><span style="color: #ff0000;">mars</span></strong> gezegeni birçok akıl almaz örnekler ve teorilere ev sahipliği yapan bu iki farklı dünyagerek <span style="color: #ff0000;">ay</span>&#8216;ın karanlık yüzündeki terkedilmiş yaşam mimarileri gerek <span style="color: #ff0000;">mars </span>zemininde karşımıza çıkan kule ,piramit ,insan yüzlü yapılar gibi örnek lerle şimdi olmasa bile geçmişte bir yaşam alanı olduklarını göstermektedir bununla beraber 2 farklı yapının en büyük ortak yanları ise yüzeylerinin isveç peyniri gibi delik deşik edilmiş olmalarıdır.</p>
<p>Peki dünyamıza en yakın uzay parçası olan <span style="color: #ff0000;">ay</span> milyonlarca meteor yada kaya parçasına nişangah olmuşken dünya neden çok az etkilenmiştir meteorlardan, yada <span style="color: #ff0000;">mars&#8217;</span> a çarpan devasa kaya parçalarından 1 tanesi bile dünya yaşamının % 90 ını yok edebilecek güçteyken neden hep <span style="color: #ff0000;">mars</span>&#8216;a isabet etmiştir .</p>
<p>Dünyayı, <span style="color: #ff0000;">mars</span>&#8216;a ve uydumuza çarpan bu meteor- kaya parçalarından koruyan ilahi güç nedir ? Cevabı çok basit olmakla beraber bir okadarda karmaşıktır aslında, yaşamaya devam eden dünyamız da bir canlı gibi hareket etmektedir kendine has içgücüleri ve hayata bağlanma tarzı vardır ayakta kalabilmek için hiç durmadan çalışır asla yorulmaz insan oğlu sırtında bir kamburdur daima görevlerini zorlaştırmaya devam ettiği halde çok büyük bir yaşam mücadelesi ile kendini korumaya çalışır. Aslında kendiyle beraber insan ve diğer canlı türlerini de korumaktadır ancak biz insanlar insanımsı bencillik ve menfaatlerimiz den dolayı asla kabullennemiyoruz .</p>
<p>Kendi bindiğimiz dalı yüzyıllardır kesip durmaya devam ediyoruz dünyamızın ihtiyaç duyduğu enerjisini tüketerek, nükleer deney yada savaşlarla kendi sonumuzu hızlandırdığımızın bile farkında değiliz. Günümüz küresel ısınmaları en büyük delillerden sadece biridir dünya yaşam metebolizmasında hastalığımızı bir virüs gibi dünyamıza bulaştırdık ve dünyayı hasta ettik gücünü tükettik iyileşme dönemi bile tanımadan hastayken bile onu dahada hasta etmeye çabaladık durduk ancak bir noktadan sonra asla geriye dönemeyeceğiz belki bugün değil ama birgün gözle görülür bir sona yaklaşacağız.</p>
<p>İnsan oğlunun ileriyi görüşü dünyamızı yokedeceğimiz gerçeğiyle başlamıştır, uzay-evren de yapılan bütün araştırmaların savaşlarda bile ziyan edilmeyecek kadar büyük parasal harcamaların tek bir nedeni vardır bu neden ne dünya dışı yaşam merakı nede insanın uzay evrende ki diğer yaşam formlarına komşu olma isteğidir bu neden sadece insanoğlunun kendi elleriyle yokedeceği dünyasına bir alternatif bulabilmektir. Ancak bu yolculuk yada yeni yaşam formu için gereken ortam ne uydumuz <span style="color: #ff0000;">ay</span> nede bir kayalar parçası olmuş <span style="color: #ff0000;">mars</span> gezegenidir, <span style="color: #ff0000;">ay</span> ve <span style="color: #ff0000;">mars</span> ta tıpkı dünyamızın geleceği gibi açgözlülük ve hırsın gözlerini kararttığı ve kendi yaşam alanlarını yokettikleri atalarımıza ait yaşam alanlarıdır sadece yarın için bir yaşam alanı olmaktan çok uzak geçmişte dünyamızdan hiçbir farkları olmayan alanlardı, taki kendi yaşam formları onları yok edene kadar.</p>
<p>Bilinmesi gereken tek bir konu kalıyor geriye, yeni yaşam alanımızı kendi güneş sistemimizde yaratabilecekmiyiz yoksa güneş siteminde yokolmayan tek dünya&#8217;mızmı kaldı, bir sonraki durağımız yeni galaksilermi olacak yoksa yeni boyutlardaki evrenleremi zorunlu göçler başlayacak boyutlar arası yada evrenler arası yaşamlarımızda fiziksel yada genetik bir yaratıklaşma yan&#8217;etkisi yaşayacakmıyız.</p>
<p>Günümüzde bizlere garip ve korkutucu görüken dünya dışı varlıklarla aynı kaderimi paylaşacağız dünyadan ayrılış hikayemiz aslında fiziksel yada bedensel görünüşümüz den&#8217;de mi ayrılma anlamını taşıyor. Bunlara verilecek tek doğru cevap ancak geleceğimizde saklı ancak unutmamak gereken tek şey ise bizi diğer dünya dışı yaşam formlarından ayıran en büyük etken dünyamızın çalışma sistemidir.</p>
<p>Yeni bir evren yada yeni bir boyut yaşam alanıyla beraber mutasyona uğramış yeni bir insanoğlu türünün en çarpıcı göstergesinden sadece biridir, gerek insanımsı formuyla gerekse böcek-sürüngen ancak tek ortak yanları bir zamanlar dünya gezegeninden gelip değişime uğramış insanoğlu neslinin birer üyeleri olacağıdır.</p>
<p>Buda gösteriyorki bizler <span style="color: #ff0000;">ay , mars, jupiter, uranus, saturn, pluton</span>, gibi gezegenlerin aslında dünyayı yeni ve sistemlerindeki son yaşam alanı olarak kullanmak zorunda kaldıkları eski yaşam formlarının sadece torunlarıyız. Kendi sistemimizde başka yaşam alanı kalmadığı gibi boyutlar arası yolculuk içinde ilkel bir medeniyetiz , ancak bütün ilkelliğimize rağmen son yaşam alanımızı bizden beklenmiyecek kadar ileri bir seviyede yok etmeye devam ediyoruz.</p>
<p>Bu başarıyı alkışlamak mı ?yoksa bundan utanmamamız mı ? gerek bilemiyorum. Ancak bildiğim birşey varsada birgün insan nesli kendi hırsından ve açgözlülüğünden utanmaya başlarsa dünyaya yaptık larından dolayıda kendinden utanacaktır bugün olmasa bile milyarlarca yıl sonra belki bu seviyeye gelebiliriz.</p>
<p>Böylece yeni bir uzay evrende yeni bir yaratık olmak yerine, içimizdeki &#8221; nefs &#8220;yaratığını yok etmeyi başarabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mystiqx.com/son-dunya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piramitlerin Gizemli Mimarisi</title>
		<link>http://www.mystiqx.com/piramitlerin-gizemli-mimarisi.html</link>
		<comments>http://www.mystiqx.com/piramitlerin-gizemli-mimarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 17:25:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hackxien</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cevahirden Gizemli Satır Araları]]></category>
		<category><![CDATA[Piramitlerin Gizemli Mimarisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mystiqx.com/?p=1704</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişin bilinen yüzü aslında bilinmeyenliğiyle çeker kendini.  Bir bilinmeyendir aslında  kendisi çözemediğimiz algılayamadığımız, ismini koyamadığımız milyonlarca yapı ve birçok sahipsiz eserden sadece biridir Piramitler. Kendisini tamamen algılayamsakta eski mısır medeniyeti adı altında ev sahiplerini şimdilik bir muallaktan çıkarmayı başarmış görünüyoruz, peki ama kimdi bu eski mısırlılar 4500 yıllık bir geçmişe sahip bu yapıları hangi ilim ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.tmresimler.com/data/media/79/The_Pyramids_Piramitler_-_Msr.jpg" alt="" width="562" height="421" /></p>
<p>Geçmişin bilinen yüzü aslında bilinmeyenliğiyle çeker kendini.  Bir bilinmeyendir aslında  kendisi çözemediğimiz algılayamadığımız, ismini koyamadığımız milyonlarca yapı ve birçok sahipsiz eserden sadece biridir Piramitler. Kendisini tamamen algılayamsakta eski mısır medeniyeti adı altında ev sahiplerini şimdilik bir muallaktan çıkarmayı başarmış görünüyoruz, peki ama kimdi bu eski mısırlılar 4500 yıllık bir geçmişe sahip bu yapıları hangi ilim ve hangi kudretle gerçekleştirdiler, Dünya dışı medeniyetler denmi yoksa ruh halindeki cin ler denmi yardım aldılar. Yoksa günümüz teknolojisine göre bile geçmiş için imkansız olanaksız gibi görünen bu yapıları gerçekten eski mısırlılar kendi imkan ve olanaklarıylamı gerçekleştirdiler. Biraz daha beyin jimnastiği yapacak olursak aslında mısır piramitlerinin aslında hep orada olduklarını eski mısır medeniyetinin  zaten hazır kurulmuş bu yapı ve mimari topluluğa yerleşip sahiplenmesi de düşünülmüyor değil.</p>
<p>Büyük piramitin çoğrafi ve bölgesel konumu bir çok imkansızın toplamını içermektedir, Mesala</p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana;"><strong style="FONT-WEIGHT: 400"><span style="font-family: Verdana;">* Büyük Piramit&#8217;le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.</span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: verdana;"><strong style="FONT-WEIGHT: 400"><span style="font-family: Verdana;">* Gizde&#8217;den geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana;"><strong style="FONT-WEIGHT: 400"><span style="font-family: Verdana;">* Büyük piramidin tepesi Kuzey kutbunu, çevresi ekvatorun uzunluğunu temsil eder. Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.</span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> Nasıl bir yapı dünya haritasında ve dünyanın kendi konumuna göre ölçüsel olarak dünyanın merkezine yapılabilir ve nasıl bir yapıdır ki konum olarak karasal alanın tam ortasına denk gelmesinin yanında dünya deniz ve karalarını iki eşit parçaya bölebilir. Günümüz teknoloji ve materyal yardımlarıyla ve ancak gökyüzünden bakılarak yapılabilinecek bu işlem 4500 yıl önce nasıl bir ilim ve bilginin ürünüdür.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> Ayrıca 3 büyük piramitin dünya yüzeyindeki simetrik yerleşiminin </span></p>
<p>Belçika asıllı mühendis ve piramit araştırmacısı Robert Bauval, Keops (diğer adlarıyla Khufu), Kefren( Khafra) ve Mikerinos (Menkaura) piramitlerinin dizilişleri ile ilgili olarak gerçekten önemli bir keşifte bulunmuş ve Orion takımyıldızının kemer yıldızları olan Alnilam, Alnitak ve Mintaka yıldızlarının gökteki konumunun söz konusu piramitlerin dizilişinin izdüşümü olduğunu bulmuştur.   (  Alıntıdır. )</p>
<p>Birçok kaynak ve araştırma eski mısır medeniyetinin uzay ve astrolojik üstünlüklerini dünya dışı varlıklar yardımıyla edindiğini ve yaşamlarının birçok evrenlerinde &#8216; de bu varlıklarla iç içe yaşadıklarını hatta bu yaşam şartları altında birleşmelerin gerçekleştiğini dünya dışı ırklar ile insan oğlunun birleşimi sonucu birçok melez ırk ın eski mısır kültüründe doğal karşılanılarak devam ettiğini belirtmektedir. Ancak bu teoriler bile hala yaklaşık 4 milyon taş bloktan oluşan en büyük 3 piramitin mimarisini ve yapım aşamasını açıklayamamaktadır. Birazda bundan bahsedelim,</p>
<p><strong>Horasan :</strong> silisi,mil,kireç,yumurta akı,bazı madden tozları ile mermer karışımında elde edilen bir çeşit yapı işlerinden kullanılan malzemedir. Bu harcın içine boyada katılabilmekte ve böylece paraca halindeki kayaları bir bütün olarak yapmak mümkün olmaktadır, İyi bir usta elinde çıkan yama işlemi orijinalinden ayırt etmek mümkün değildir.</p>
<p>Basit bir anlatım ile kiremit,tuğla tozunun kireç tozuyla karıştırılıp sulandırılmış  harç- hamur hali. Birçok medeniyet ve kültür tarafından kullanılan ( bizanslılar kilise duvarlarını &#8211; anadoluda cami minarelerinde, kuyu iç kısımlarında ermeniler tarafındanda genellikle değerli eşyalarını saklama ve kamufle etme amacıyla ) ancak kendilerine has ilaveler ekleyerek (  kıl,kan,yumurta akı  ) bölgesel kireç ve tuğlaya renk uyumu sağlanması için günümüze kadar taşımışlardır.</p>
<p>Eski mısır Piramitlerin de 2-30 tonluk ağırlıklara sahip milyonlarca  kaya parçası bulunmaktadır, Günümüz horasanından tek farkı ise tuğla &#8211; kiremit tozu kullanılmadan, ana maddesi kireç tozları olan bir horasan harcından başka bişi olmamasıdır. Birçok yapı tesleri bunlara  karbon tesleride dahil hepsinin tek ortak yanı hiç bir şekilde düzleştirilme işlemine tabi tutulmadıklarıdır. Eski mısır medeniyetinde bu işlem ancak sivri balta görünümlü aletler yardımıyla kesim işlemi yapılabileceğini göstermektedir. Ancak yapılan testler bunun aksini göstermektedir, Kesim yada düzleştirme yapılmayan yaklaşık 4 milyon kaya parçası nasıl bu kadar mükemmel bir simetride oluşabilir.</p>
<p>Eski mısır Piramitlerinin Nil nehrine en yakın konumları 8.6 km dir.   Kano yada tekneler kullanılarak bir başka bölgeden piramitlere kaya yada kireç tozu taşınması teoriside uzun süreli bir işlem olmadığını göstermektedir. Yıllarca süren bir işlem ve ortalama 4 milyon x 20 ton luk bir taşıma yapılmış bile olsa yıllar sürmesi gerektiğini göstermektedir. Ne gariptirki dağlarda dolaşan keçilerin bile küçük ayaklarından patika adı altında yollar meydana gelirken yıllarca süren bir mimari yapı ve 80.000.000 tonluk bir ağırlıklar topluluğu geçmesine rağmen ortalıklarda olmayan devasa yollar. Mısır piramitler bölgesi çoğrafik yapısına göre uzun süreli bir taşıma gerçekleşmeden piramitlerin inşaat aşaması bulunduğu alanda gerçekleştiğini göstermektedir.</p>
<p>Bunun da tek bir mantıklı açıklaması olabilir, Kireç tozları ve birkaç bileşen ile yapılan bir harç &#8211; hamur ve birkaç tane kalıp hepsi budur. Geçmişin bilinmezliği onun aslında hiç olmadığını gösterir ancak unutmamak gerekirki eski mısırlı larda bizler gibi insanlardı onları anlamak için karmaşıklaştırmaya gerek yok Günümüz de uzay teknolojisinden aldığımız desteği ( Düşen yada düşürülen uzay araçları ) atalarımızında almış olabileceği ihtimalini doğuruyor.</p>
<p>Ancak bu yardım Piramitlerin  konum ve yerleşim ölçümlerinde kullanılsada asla duvar ve işçilik aşamasında kullanılmamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mystiqx.com/piramitlerin-gizemli-mimarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara deliklerin bilinmeyen yönleri</title>
		<link>http://www.mystiqx.com/kara-deliklerin-bilinmeyen-yonleri.html</link>
		<comments>http://www.mystiqx.com/kara-deliklerin-bilinmeyen-yonleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 22:08:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hackxien</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cevahirden Gizemli Satır Araları]]></category>
		<category><![CDATA[Kara deliklerin bilinmeyen yönleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mystiqx.com/?p=1643</guid>
		<description><![CDATA[Bilim adamlarına göre kara delikler bir yıldızın yakıtını bitirmesi sonucu kendi içine çökmesiyle oluşurlar. Bu çökme işlemi sonucunda bir toplu iğne başı büyüklüğünde bir alana milyonlarca dünyanın kütlesinin sıkıştırıldığı bir yapı oluşur. Çekim sahasına giren her şeyi (ışık dahil) yutan, çok büyük çekim gücüne sahip Uzay Bölgesidir. Kara Delik&#8217;lerin, devasa kütleye sahip yıldızların, termo nükleer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.haber.pro/resimler/karadelik.jpg" alt="" width="300" height="240" /></p>
<p>Bilim adamlarına göre kara delikler bir yıldızın yakıtını bitirmesi sonucu kendi içine çökmesiyle oluşurlar. Bu çökme işlemi sonucunda bir toplu iğne başı büyüklüğünde bir alana milyonlarca dünyanın kütlesinin sıkıştırıldığı bir yapı oluşur.</p>
<p>Çekim sahasına giren her şeyi (ışık dahil) yutan, çok büyük çekim gücüne sahip Uzay Bölgesidir. Kara Delik&#8217;lerin, devasa kütleye sahip yıldızların, termo nükleer yakıtlarının bitmesi durumunda kendi içine çökmesiyle meydana geldiği sanılmaktadır.</p>
<p>Kara Deliklerin mevcudiyeti, teorik ve matematiksel olarak ispatlanmıştır.</p>
<p>Ancak bir Kara Delik doğrudan gözlenemez ,<strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p>fotoğrafı çekilemez, çünkü fotoğraf çekilmesi esnasında ortaya çıkan ışık, Kara Deliğin çekim gücünü aşıp ufuk hattından dışarıya çıkamaz, fotoğraf için gerekli olan bu ışık geri dönemediği için fotoğraf oluşumu engellenir.Bu nedenle Kara Delik&#8217;lerin var olduğuna dair direkt kanıt bulunamaz, Kara Delik&#8217; lerin varlıkları yakınlarında bulunan izlenebilir materyal (Yıldızlar, gazlar, tozlar, ışık) üzerindeki, değişim ve etkiler ( tedrici azalmalar ve yok olmalar) gözlenerek tespit edilir.</p>
<p>Bu kütlenin ağırlığı öylesine muazzam bir boyuttadır ki, bildiğimiz evrenin ve zamanın çok büyük bir şekilde bükülmesine neden olur. Bu bükülme çok güçlü<strong><span style="color: #ff0000;"> </span><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> </span></span></strong>bir çekim alanı oluşturur ve etkisine giren her şeyi kendisine çeker kütlesel olarak kendisinden çok büyük nesneleri bile uzaysal bir  Anakonda misali  yutuverir.</p>
<p>Burada bir ayrım ortaya çıkıyor, kimi bilim adamları oluşan kütlenin bilinen zaman ve evreni delerek başka bir boyuta açılan bir kapı oluşturacağını söylüyor, diğer bir grup ise bu ortamda hayatta kalmanın mümkün olamayacağını oluşan çekim gücünün çok fazla olması nedeniyle yakalanan herşeyin yukarıda dediğim toplu iğne başı kadar bir ortamda sıkıştırılıp kalacağını söylüyorlar.</p>
<p><img src="http://galeri.internethaber.com/images/gallery/267/10.jpg" alt="" width="428" height="321" /></p>
<p>Yukarıda görünen resim Salvador Dali nin, Gizemli ve karmaşık  fırça darbeleri gibi görünsede , Hiçte göründüğü kadar masumane bir eser olmadığını evrensel bir yokoluş&#8217;un görüntüsel güzelliğinden başka birşey olmadığını anlamış olacağız.</p>
<p>Ölüm her evrimde aynı güzel sonuçlar doğururmu bilinmez ama ortalama büyüklükleri güneş&#8217;imizden 4  kat büyük olan güneş görünümlü yıldız sistemlerinin yokoluşu görülmeye değer figürler yaratmıştır. Büyük üstadın fırça darbelerinin, ölümün güzel yanlarını yansıtan yönleriyle galaksi ölümlerini ve bilinmeyen mistik yönleri üzerinde durmakta yarar görüyorum.</p>
<p>Evren, sahip olduğumuz güneş sistemlerine benzer milyonlarca sistem barındırmaktadır, fizik anlaşıyışımızın aksine evren sonsuz büyüklüğüne rağmen büyümesine devam etmektedir. Bu büyüme kimilerine göre sonsuza kadar devam edecek, diğer bir teoride ise sonu sonsuzluk duvarı olan sınırlı bir ilerlemedir.</p>
<p>Güneş sistemimizin bile , akıl ve ilim sistemimize göre hala fiziksel sınırlarını aşamıyorken bu korkunç büyüklüğe  beyin ufkumuzun hayal gücüne göre şimdilik birkaç milyon daha galaksi ve yıldız sistemi ekleyerek sizleri korkutmak istemiyorum.</p>
<p>Ancak bilinmesi gereken bir nokta varsa + bir kaç milyonluk güneş ve yıldız sistemi madalyonun sadece görünen yüzünden ibarettir insan  beyninin hesaplayamayacağı olasıklarını bile algılayamayacağı bir sistem ve bu sistemin kendini yoketmeden geri dönüşümlü yaradılış imalathanelerinden bahsetmek dünün konusu olmasa bile yarının ev ödevi olacağı gerçeğini unutmamak gerek.</p>
<p>Uzmanların ve bilim insanlarının en yüksek metaryel ve gözlem deneyimleri diyorki, enerjisi tükenen bir yıldız ( 4 x güneş ) , kütlesel olarak ta küçülme göstermiş duruma gelmektedir. Hem enerjisel hemde kütlesel olarak tükenen yıldızımız son enerji kırıntısınıda ardında iz ve delil bırakmamak  adına mesaj okunduktan sonra imha etme  yolunu seçmektedir.</p>
<p>Yıldızımızın kendisini yok etmesi, görüş alanı içindeki bütün yıldız ve benzeri yakın komşularınında yokolmasına neden olur . yıldızımızdan geriye kalan son enerji kırıntısı , enerjinin patlama sonucu yüksek enerjiye dönüşmesi maddenin en küçük parçası olan atom &#8216;un gülünç olan küçüklüğüne rağmen çarpışma adındaki yüksek enerjisiyle orantılı görünmektedir.</p>
<p>Konumuza gelecek olursak yıldız patlamış çevresindeki bütün sistemi içine alarak yoketmiştir hikaye bununla sınırlı değil tabiki oluşan yüksek enerji görüntüsel güzelliğinin yanında yıldızımıza extra güçler vermeye devam etmektedir. Patlama yıldızımıza genleşme ve görüntüsel büyüklüğün yanın sıra bilinmeyen bir yerçekim gücüde katar, öyle bir enerjisel güçtür ki, ışık bile yansıyamayacak  kadar güçsüzleşir, mıktanıs etkisi gibi görünen bu çekim kuvveti aslında yokolan yıldızımızın merkezine iğde deliği büyüklüğünde bir yokoluş &#8211; kayboluş veya boyutsal bir yolculuk kapısı oluşturur.</p>
<p>Görüntüsel büyüklüğüne oranla muhteşem bir çekim ve mıknatıs etkisine sahip olan bu minik kapı belkide kendisiyle beraber açığa çıkardığı enerji patlamasıyla uzay-duvar kapısında minik bir delik açmış olabileceği gerçeğidir, Gidenin geri gelme zahmetine katlanmadığı bu olasılıklar kapısı için garip bir açıklama olsada ihtimaller dahilinde tabiki.</p>
<p>Teorimizin gerçeklik oranı çok düşük olsada, Kara deliklere neden olacak kadar büyük yıldız sistemlerinin milyonlarca ışık yılı uzaklıklara kadar dağıtabildiği  kendi yıldız sistemlerinin toplamına ait olan, gaz ve toz bulutu görüntüsel olarak bir yokoluşun işaretide olsa aslında yeni bir başlangıçlar ihtimalidir.</p>
<p>Mlyonlarca ışık  yılı öteye fırlayan bu gaz ve toz bulutları hareketliliklerini evren-uzay büyümesi diye adlandırdığımız sebepleri anlaşılamayan etkiler yardımıyla hareket etmeye devam edeceklerdir. Görüntüsel olarak gaz ve toz bulutu gibi görünen bu yokoluşun son toz zerrecikleri içlerinde bakteri boyutundaki bir çok  yaşam formlarınıda beraberinde hareket ettirmeye devam ettirmektedir. yolculuk tabiki beklenildiği kadar kısa sürmeyecektir ancak büyümeye devam eden uzay-evren bir şekilde taşıdığı toz zerreciklerini taşıdığı binlerce yıldız, gezegen aracılığıyla evrimlerini devam ettirebilecekleri bir liman bulacaktır. Unutmayınki şuan bile uzay-evrende milyonlarca galaksi ve karadelikten bahsedilmektedir, herbir galaksi ve karadelik gönüllü olarak yaşam formlarının taşınmasında en büyük olasılık ihtimalleri olmaya devam edeceklerdir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SZ_7uzixYdI/AAAAAAAABK0/KXKUCqNsbEE/s1600-h/afrika+sinegi.jpg"></a>Gezegenler arası uzun süreli yolculuklar sırasında uzayın bitkiler ve canlılar üzerinde oluşabilecek etkilerini inceleyen bilim adamları, bu araştırmaları sonucunda Afrika sivrisineğinin uzayda canlı kalabildiğini saptadı.</p>
<p>Rusya Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Anatoli Grigorev, Afrika sivrisineğinin larvasının, uzay istasyonunun dış kaplamasında bir buçuk yıl, beslenmeden ve eksi 150 derece ile artı 60 derece arasındaki yüksek sıcaklık değişimlerinden etkilenmeden canlı kalmayı başardığını belirtti.      ( alıntıdır )</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Dünya yaşam sistemine uyumlu bir sinek bile 1.5 sene hiç beslenmeden  + &#8211; hava şartlarının değişkenliğinde bile hayatta kalmayı başarabiliyorken. Uzay formlu metebolizmaların daha başarılı olabileceklerine inanıyorum kimbilir belki birgün Dünya denizlerive ve ormanlarına düşüp yaşam formlarını kazanmaya başlayacak olan karadelik toz bulutlarının canlı varlıklarına şahit olabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mystiqx.com/kara-deliklerin-bilinmeyen-yonleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

