
Dünyanın çeÅŸitli yerlerinde Atlantislilerce dikilen devasa yapılar insanı hayrete düşürmektedir. ÖrneÄŸin, Tiahuanako’ nun ilginç bir yanı, bu kentin olaÄŸandışı bir biçimde inÅŸa edilerek depremlere karşı kesinlikle dayanıklı bir hale getirilmesidir.
Geçmişin o günlerinde, dünya, fiziksel olarak gayet dengesizdi. İşte bu nedenden dolayı Atlantisliler, gerektiğinde hem doğal afetlerden, hem de uzaydan gelen saldırılardan kaçarak, sığınabilmek için, fantastik tünel sistemleri inşa ettiler.
a- Uzaylıların Sığınak Mağara Sistemleri :
Erich Von Daniken “The Gold of the Gods” (“Tanrılar’ ın Altını”) adlı harikulâde kitabında, Ekvator ve Peru’ nun altında uzanan “binlerce mil uzunluÄŸunda devasa bir tüneller sistemi” nden sözeder. Birbirleriyle irtibatlı maÄŸaralar ile tünellerin oluÅŸturduÄŸu bu sistem, 1965′ de Juan Moricz tarafından keÅŸfedilmiÅŸti. Von Daniken’ nin anlattığına göre tünellerden biri, içinde som altından yapılma çeÅŸitli türden hayvan heykellerinin yanısıra taÅŸ ve metal nesnelerin de bulunduÄŸu muazzam bir hole uzanıyordu.Dahası, üzerinden bilinmeyen bir lisanda yazılımış yazılar bulunan metal plakalar (yapraklar) dan teÅŸekkül etmiÅŸ, metal bir kütüphane de mevcuttu. Moricz’ e göre bu yazılar, insanlığn tarihi ile kaybolmuÅŸ bir medeniyet hakkındaki ayrıntıları içeriyor olabilir. Von Daniken, Ekvator ve Peru altındaki tünellerin “çoÄŸunlukla cilâlanmış gibi görünen” ve pürüzsüz duvarları olduÄŸunu belirtmektedir. Bu tünellerin baltalarla çentilerek deÄŸil de çok daha geliÅŸmiÅŸ yöntemlerle insa edildiklerini farkına varılmıştı.
Kitabında, tünelleri yapanların ısı (thermal) matkapları ile birlikte elektron ışın tabancaları da kullandıklarını ileri süren Daniken şöyle diyor :
“… Matkap olaÄŸanüstü sertlikteki bazı jeolojik katmanlara gelip dayandığında bunlar, iyice niÅŸan alınarak birkaç kez ateÅŸlenen tabancayla parçalanabiliyorlardı. Sonra, zırhlı ısı matkabı, ortaya çıkan blokların üzerine yöneltiliyor ve yıkıntı yığını ısıtılarak sıvı hale dönüştürülüyordu. Sıvı halindeki hava soÄŸur soÄŸumaz elmas sertliÄŸinde bir sır tabakası oluÅŸturuyordu. Bu tünel sistemi su sızmasına karşı emniyetli olacak ve bölmeleri desteklemeye gerek kalmayacaktı.” Von Daniken kitabın sonuna doÄŸru, tünellerinn inÅŸa edilmelerinin özel nedeni ile ilgili olarak, çok ilginç bir kuram ileri sürmektedir. Bu, Brinsley Le Poer Trench’ in sözünü ettiÄŸi ve gerçek bir tehdit teÅŸkil etmiÅŸ olan, sismik faaliyetlerin tehlikelerinden çok daha farklı bir nedendir.
Daniken, çok eski zamanlarda bizlere çok benzeyen insanlar arasında bir kozmik savaş olduğunu iddia etmektedir. Görünüşe göre, kaybedenler bir uzay gemisi ile kaçmışlardır. Brinsley Le Poer Trench ise, gemi adedinin birden fazla olması gerektiğini söylüyor.
Sonra, kaybedenlerin, onlara deÄŸiÅŸik gelen atmosferimiz içinde taktıkları “gaz maskeleri” nden bahsederek dikkatimizi maÄŸaralarda görülen çeÅŸitli miÄŸferler ile solunnun aygıtlarına çekmekedir, Daniken. Von Daniken iddiasını sürdürerek, zafer kazananlar – bunlar bu gezegende kalanlardır – “oyarak yerin derinliklerine doÄŸru uzandılar ve her çeÅŸit teknik gereçle donatılmış bulunan takipçilerinin korkusundan tünel sistemlerini geliÅŸtirdiler.”, demektedir.
Sonra, düşmanlarının iyice ÅŸaşırtmak için, o zamanlar Mars ile Jüpiter arasında yer alan GüneÅŸ sistemimizin beÅŸinci gezegeni üzerinde yayın istasyonları kurtular. Bu istasyonlar sürekli olarak ÅŸifreli mesajlar yayınlıyorlardı. Von Daniken’ in dediÄŸine göre, bu aldatmacaya kanan düşman, beÅŸinci gezegeni dehÅŸetli bir infilâk ile imha etti. İnfilâk eden gezegenin döküntüsü ÅŸimdi “Asteroid KuÅŸağı” dediÄŸimiz alana yayıldı. Bu alan binlerce asteroidden ve ufak taÅŸ parçalarıdan oluÅŸmaktadır. Von Daniken’ in belirttiÄŸi gibi, “…Gezegenler kendilerince infilâk etmezler. Onları biri infilâk ettirir.” Bu, çok çekici ve geçerli olabilecek bir fikirdir. Ayrıca, görülüyor ki çok eski zamanlarda kullanılan silahlar günümüzde ve bu çaÄŸda kullanılandan daha da öldürücüydüler. Bu açıdan bakılırsa, Zeus ve diÄŸer tanrıların atıp durdukları “yıldırımlar” ın gerçekte ne oldukları konusu da önem kazanır.
“Timeles Earth” (“Zamansız Dünya”) adlı kitabında, Lima’yı Cuzco’ya baÄŸlayan ve oradan da Bolivya sınırına kadar uzanan bir tünel sisteminden söz eden Peter Kolosimo şöyle yazıyor :
“Kazanç peÅŸinde koÅŸanlara çekici gelebilecek tüneller, büyüleyici bir arkeoloji sorunu olarak da gözükürler. AraÅŸtırmacılar, tünellerin, bunları kullanan fakat kökeni hakkında bilgileri olmayan İnkalar tarafından yapılmadığı üzerinde hemfikirdirler. Aslında, bu tüneller insanı öylesine etki altında bırakırlar ki, bazı bilim adamlarının yaptığı gibi, bunların bilinmeyen bir devler ırkının elinden çıkmış olduklarını düşünmek pek de tuhaf kaçmaz.”
b- Eski Güney Amerika’ nın Esrarı :
Harold T. Wilkins de “Mysteries of Ancient South America” (“Kadim Güney Amerika’ nın Gizmeleri” adlı kitabında, muhtemelen aynı tünel sistemini anlatırken ÅŸunları yazıyordu :
“Büyük tünellere yaklaşım yollarından biri de eski Cuzco’ nun yakınlarında bulunuyordu ve halâ daha bulunmaktadır. Ancak, keÅŸfedilmeyecek bir ÅŸekilde kamufle edilmiÅŸtir. Bu saklı yaklaşım yolu, doÄŸudan, 380 millik bir mesafe boyunca Cuzco’ dan Lima’ ya uzanan muazzam bir ‘ yeraltı dünyası’ na ulaşır! Bu büyük tünel sonra güneye döner ve 9000 millik bir mesafeyi aÅŸarak 1868 yılına kadar Bolivya olagelen toprakların içlerine doÄŸru uzanır! …”
Wilkins, ayrıca, Batı Hind Adaları’ ndaki bazı tünellerden de söz eder :
“Martinik’i ziyaret ettiÄŸi zaman Kristof Kolomb’un dikkatini, inanılmayacak kadar eski bir tarihten kalmış olan ve kökeni bilinmeyen, Batı Hind Adaları’ ndaki garip tünellere çekilmiÅŸlerdi. Şüphesiz, Atlantis’ li beyaz ırk, ÅŸimdi Batı Hind Adaları olan, fakat çok eski tarihlerde, adının ‘Antiller’ kelimesiyle hatırlantığı batık bir orta Amerika kıtasının bir parçasını teÅŸkil etmiÅŸ olabilecek yerde, muhteÅŸem ÅŸehirler inÅŸa etmiÅŸti. Asya’ nın kadim dünyasının ilginç bir geleneÄŸi de, batık ülke ile bir yandan Afrika, diÄŸer yandan da kadim Brezilya arasındn geçiÅŸin mevcut olduÄŸu günlerde eski Atlantis’ in her yönde uzanan bir tüneller, ve geçitler labirenti ÅŸebekesine sahip olmasıydı. Atlantis’ te tüneller, ölülerle ilgili kültler ve kara maji klütleri için kullanılırlardı…”
Kolosimo, tünel sistemlerinin dünyanın her yerinde bulunduklarını ileri sürüyordu. Listesine, Güney Amerika’ nın ışında Kaliforniya, Virginia, Hawai, Okyanusya ve Asya’ yı da katmışştır. Avrupa’ da, isveç ile Çekoslavakya’ da ve Akdeniz bölgesinde ise Balear Adaları ile Malta’ da tüneller mevcuttur .
“İspanya ile Fas arasında, otuz millik bir bölümü incelenmiÅŸ olan, muazzam bir tünel uzanmaktadır. Birçok kiÅŸi, Avrupa’ da bu bölge dışında bulunmayan ‘Berberistan Maymunları’ nın, Cebelitarık’ a bu yoldan geçmiÅŸ olabileceklerine inanmaktadır.” Kolosimo şöyle devam ediyor:
“Bu devasa (Cyclopean) galerilerin, gezegenimizin en uzak bölgelerrini birbirine baÄŸlayan bir ÅŸebeke oluÅŸturduÄŸu düşüncesi bile ileri sürülmüştür.”
Denizin altında uzanan bu tünelleri kimler ve hangi nedenden dolayı inÅŸa etmiÅŸlerdir? Kadim tünel sistemleri üzerinde Wilkins’ in, bize söyleyeceÄŸi bazı ÅŸeyler daha var : “İç MoÄŸolistan’ ın MoÄŸol kabileleri arasında, bugün dahi, tüneller ve yeraltı dünyaları hakkında, kulaÄŸa modern romanlardaki kadar fantastik gelen gelenekler mevcuttur. Efsanelerden – eÄŸer böyle denebilirse! – birinin dediÄŸine göre bu tüneller, Afganistan içlerinde bir yerde, ya da Hindu KuÅŸ bölgesinde bulunan ve tufan öncesi nesilden gelen bir yeraltı dünyasına uzanırlar…
Burasının bir ismi de vardır – Agharti. Efsanenin devamı, Agharti’ yi benzeri diÄŸer bütün yeraltı dünyaları ile baÄŸlayan bir baÄŸlantılar silsilesi içinde bir tüneller ve yeraltı geçitleri labirentinin uzandığını anlatır – … SöylendiÄŸine göre yeraltı dünyası, tahıların büyümesini saÄŸlayan ve hayatın uzunluÄŸu ile saÄŸlığa yararlı olan acayip bir yeÅŸil parlaklıkta aydınlatılmaktadır.”
Kolosimo, dünyanın bir diÄŸer yerinde de bu yeÅŸil floresanın görüldüğüne dikkati çektiÄŸinden dolayı bu son konu özel bir anlam taşımaktadır. Kolosimo “Timeless Earth” de, Azerbaycan’ daki acayip bir ” dipsiz kuyu” dan bahseder. Görünüşe göre, kuyunun duvarlarından mavimsi bir ışık çıkmakta ve tuhaf sesler iÅŸitilmektedir. Yapılan incelemeler ve keÅŸiflerden sonra bilim adamları en nihayet, tüm Kafkasya ve gürcistan’ daki diÄŸer tünellerle birleÅŸen tam bir tüneller sistemi buldular. Belirli bir düzene göre biçimlenmiÅŸ olan bu tünelleri tanımladıktan sonra ve bunların Orta Amerika’ daki benzerleri ile hemen hemen aynı olduklarını belirledikten sonra Kolosimo, bu tünellerin İran’ la ve dahası Çin, Tibet ve MoÄŸolistan tünelleriyle bile birleÅŸen devasa bir sistemin bölümü olduklarından söz eder.
c- Esrarengiz Yeşil Işıkla Aydınlatılmış Mağara Sistemleri
Åžimdi, acaip bir yeÅŸil parlaklıkla aydınlatıldığı söylenen Agharti adındaki bir yeraltı dünyası üzerine Walkins’ in anlattıklarına dönersek, bu konuda Kolosimo’ nun da söyecekleri vardır :
“Tibetliler, tünellerin kentler olduÄŸuna inanırlar. Bunların sonuncusu, muazzam bir afetten saÄŸ kalanlara halâ daha sığınak vazifesi görmektedir. Bu bilinmeyen kiÅŸilerin GüneÅŸ’ in yerini alarak bitkilerin üremesi ile insan hayatının uzamasına neden olan bir yeraltı enerji kaynağını kullandıkları söylenir. Bu kaynağın yeÅŸil bir floresans yaydığı sanılmaktadır. Bu düşünceye Amerika efsanelerinde de rastlamamız oldukça ilginçtir…”
Bu konudan olmak üzere, Wolfpittes’ in YeÅŸil Çocukları’ nın tuhaf hikâyesinin de anlatılanlarla özel bir iliÅŸkisi olabilir.
Görülüyor ki Atlantisliler, çeşitli amaçlar için dünyanın her yanında tünel sistemleri inşa etmişlerdir. Bu amaçları, öncelikle, sismik faaliyet ile seller biçimince oluşan ve o zamanlar için çok olağan sayılan doğal afetlerden ya da uzaydan gelebilecek saldırılardan korunabilmekti.
Bu fantastik tünellerin çoğu bizim bugünkü imkânlarımızın ötesindeki yöntemlerle inşa edilmişlerdir. Senelerdir İngiltere ile Fransa, bir Manş tüneli yapma fikri üzerinde tatrışmaktadır. Ancak, galiba, atalarımızın devirlerine ait bu şaşıtrıcı tünelleri doğal bir rahatlıkla ve gerekli nedenlerden dolayı da oldukça büyük ölçüde inşa etmişlerdir.
alıntı
Etiketler: Atlantis Tünelleri