Salý, Þubat 07, 2012 07:24

Ekim 2009 için Arşiv

Yaratılış Teorileri

Cumartesi, 31 Ekim 2009

Yaradılış ve “YARATAN”,  bizlerin algılayamayacağı kadar kutsal ve

deÄŸerli bir bilgidir.

Yunus’un  dediÄŸi gibi ” Sev Yaratılanı Yaratandan Ötürü ” çok önemli ve yerine oturmuÅŸ bir kelimedir.insan, hayvan ve bitkilerin oluÅŸum ve geliÅŸim evreleri bilinmeyen bir içgüdüsel programlama tekniÄŸi ile oluÅŸturulmuÅŸtur bunun tüm etkilerini ileri aÅŸamaya gelmeden daha yeni doÄŸmuÅŸ insan , hayvan yavrularında açık bir ÅŸekilde görebiliyoruz. Yeni doÄŸan bir bebeÄŸin anne memesinin görevlerini ve amacını çok iyi biliyormuÅŸcasına ilk karşılaÅŸmada ne yapacağını biliyorken yavru bir deniz kaplumbaÄŸasının yumurtadan çıkar çıkmaz denize girip sanki yıllardır yüzme biliyormuÅŸcasına su altında yüzebilmesi  açıklayamadığımız ancak içgüdüsel bir tepki olarak cevaplandırabildiÄŸimiz bir kaç örnektir sadece sorulması gereken insan ve hayvan DNA sına yerleÅŸtirilmiÅŸ binlerce bilgi gibi yaratıcıya ait birkaç küçük içgüdüsel program neden eklenmemiÅŸtir ve neden düşünebilen insan türü, hayatları boyunca bir yaratıcının gücüne inanmakla beraber bütün evresinde onu aramakla geçirmek zorunda bırakılmıştır.

Bu soruya verilebilecek 3 mantıklı çözüm vardır ,

1 : Yaratıcı kullarını sınamak ve denemek için zaman zaman elçiler göndererek kendisi hakkında bilgiler vermiş ve kullarından   iman ve itaat etmelerini beklemiştir.

2 : Yaratıcının gücü ve büyüklüğü bizlerin tarif edemeyeceği büyüklükte olduğu, bizlerin hiç bir zaman ulaşamayacağımız yada algılayamayacığımız boyutlarda yaratmaya devam ettiği, kendisi için çok önemsiz olan insanlardan  beklenti yada iman isteğine gerek duymamıştır ve yaratılanları kendi hallerine bırakıp özgür iradeleri ile ne kadar ileri gidebileceklerini izlemektedir.

3 : Yaratıcı güç bizlerin düşündüğü gibi duyguları, düşünceleri olmayan kendi yüksek enerji frekanslarının titreÅŸimlerinden dolayı boyutlar ve evrenler arasında doÄŸru ÅŸartlar ve uygun ortamlar da kendi enerjisi ile canlı metebololizmalara yaÅŸam ortamı saÄŸlayabilen çok yüksek deÄŸerlerdeki bir ışık titreÅŸimi olabileceÄŸidir, canlı metebolizmaların bulundukları ortamlara göre mükemmel bir ÅŸekilde mutasyona uÄŸramış olmalarıda gene enerjinin doÄŸru ÅŸartlarına ve uygun ortamlara dayalıdır. Dolayısıyla milyarlarca yaÅŸam türüne hayat verdiÄŸi halde bunun farkına bile varamayan bir enerji kaynağından da bahsedilebilir. Bu’da yaradanın aslında farkında bile olmadığı canlı türleriyle arasında dolaylı bir baÄŸ olmadığını göstermektedir. Yaratılış esnasında bu güçten yardım aldığımız ancak devamlılığında kendi tanrılarımızın kendimizden baÅŸkası olmadığını kendi yaÅŸam devamlılığınıda yine kendi kendimize baÅŸardığımız izlenimini vermektedir. İnsan DNA sındaki hayatta kalma içgüdüsü bunun en büyük destekcisidir.

Bu’da boyutlar ve evrenler arasındaki canlı türleri arasındaki fiziksel farklılıkları açıklamaktadır , canlı bulunduÄŸu boyut-evren’ in oluÅŸturduÄŸu enerji titreÅŸimleri arasındaki farklar ve uzay-evrendeki konum itibariyle hayatta kalabilmesini saÄŸlayacak mutasyonik deÄŸiÅŸimi kendi DNA sı sayesinde baÅŸarır yaÅŸam alanımız dünyada bile en yakın bölgesel medeniyetler arasında çok büyük farklılıklar mevcuttur afrika insanı siyah olup avrupalı sarışın dır asyalı kısa boylu çekik gözlü ve melez bir ten rengindedir aynı uzay-evren dünyasında olmalarına raÄŸmen insanoÄŸlu bile dünyasında birkaç ırka dönüşmüştür. İnsanımsı görünümlerinin ardında yapı olarak aralarında çok büyük farklılıklar olduÄŸunun altını çizelim. Peki , nasıl bir mutasyondur siyah ve beyaz olabilecek kadar insan yapısını deÄŸiÅŸtirebiliyor.?

Biraz abartacak olursak farklı dünyaların canlıları bile diyebileceğimiz büyük bir farktan bahsettiğimizi unutmayalım,

*** insan metebolizması bunları yapabilecek güçtemi ?

*** içgüdüsel yaÅŸam DNA’ larımız insanı bulunduÄŸu ortamın çekim ve titreÅŸim frekanslarına göre bu büyüklükte bir mutasyona zorlayabilirmi ?

*** insanoğlu yaşam evrelerinde yaşam devamlılıkları için uzaylı türlerinden yardım gördümü ?

*** Dünya insanları, farkında olmadan uzaylı ırkların deneysel kobaylarımı yada  canlılarıyla beraber bir deney alanımı ?

Yukarıdaki soruların Cevapları her insan için farklı bir cevap’lar niteliÄŸinde’dir buda insan DNA sının kendine uygun gördüğü cevaptır. Gerçek olanın ezici üstünlüğü her zaman beklediÄŸimiz kadar kolay ve basit olmayabilir bununla beraber gerçeÄŸin saf yüzü ruhen ve fiziken insan metebolizmasına uyumluda olmayabilir. Bedenin saf bilgiye yenik düştüğünü ilmin bedenin üstüne çıktığı durumlarda fiziksel olarak insanın hastalandığı’da bir gerçektir. Bir çok bilim insanının delirdiÄŸi ve çıldırdığı sahip olduÄŸu ilme fiziksel olarak yenik düştüğünü ve insan bedeninin belirli bir seviye ye kadar ilim ve bilgi kapasitesi taşıyabileceÄŸini bu kapasitenin aşılması durumunda bedenin fiziken çöküntüye uÄŸradığı binlerce canlı örnekle kanıtlanmıştır.

Buda bulunduÄŸumuz uzay – evren’in dalga frekanslarının insan düşünce ve beyin kapasitesinin geliÅŸimin deki titreÅŸim düşüklüğünden kaynaklanmaktadır. Yaratılışımızın fiziki mükemmelliÄŸi gibi aynı orantıda yaÅŸamamız gerektiÄŸini ifade eden bu mekanizma insan metebolizmasını aÅŸan YARATAN ve YARATILIÅž ile ilgili bilgiler için hiç bir zaman yeterli bir seviyede olamayacağımızı göstermektedir.; İnsan DNA sında unutulan yada eksik bırakılan YARATILIÅž bilgisinin tek nedenide budur.

“  İNSAN BEDENİ YARATAN VE YARATILIÅž İLE İLGİLİ BİR BİLGİYİ TAÅžIYAMACAK VE ÖĞRENEMEYECEK KADAR ZAYIFTIR.”

** Cevahir ***

Hititler ve Büyü

Cuma, 30 Ekim 2009

http://img170.imageshack.us/img170/1064/mercek1341ebd3ewx5.jpg

Hititler de dönemin diğer uygarlıkları gibi büyüye meraklı bir topluluktu..

Çeşitli konularda büyülerin yapıldığı tespit edilmiştir Cinsel büyüler, aile içi büyüler hatta kara büyü Hititler tarafından yapılmıştır Ayrıca kuraklık önlemek, hastalıkları yok etmek, şans getirmek vs için de büyüler yapılmıştır Büyüye çoğu zaman kurban töreni de eşlik etmektedir

İyi amaca yönelik , tapınak rahibeleri tarafından yapılan büyüler de Hitit kültüründe yer almıştır Bu tür büyücülere “yaÅŸlı kadın” denilirmiÅŸ (günümüzdeki cadı ya da yaÅŸlı büyücü kavramına ne kadar tanıdık)

Kra büyü ise sonu ölüme kadar gidecek cezaları içermekteydi Bir Hitit yasa metninde şöyle denmektedir : (Imparati, bkz Kaynakça)

“EÄŸer özgür bir adam bir yılan öldürürse
ve başka bir adını
söylerse bir mina gümüş versin; ve eğer bir erkek köle
, iÅŸte tam o ölsün”

Bu metinden Hititler’de, birinin adını söyleyerek yılan öldürme ÅŸeklinde bir tür kara büyü yapıldığını öğreniyoruz Burada kiÅŸinini modeli yerine yılan alınmaktadır Dikkat çekici bir husus da özgür insanın öldürülmeyip sadece köleye ölüm cezası verilmesidir BaÅŸta ölüm cezasının herkes için olduÄŸu ancak sonradan sadece köleler için uygulandığı düşünülebilir

Telipinu Fermanında da bu konu geçmektedir :

” EÅŸyayı her zaman temiz tutun Kim aile arasıda büyücülük bilirse, siz onu aile içinde yakalayın! Onu saray kapısına1 getirin! Kim onu getirmezse, gelecek, O insana kötü ÅŸeyler olacak”

Büyü yapmak kadar büyüyü çözmek de yaygındı Bir metinde şöyle demektedir :

” BüyülenmiÅŸ olan bu adamı ÅŸimdi ben büyüden çıkardım Onu topraÄŸa geçirdim ve onu baÄŸladım Büyü ve fena rüya baÄŸlanmıştır, onlar artık yeryüzüne çıkamazlar, siyah toprak altı onları çekiyor”

Cinsel güçsüzlükten hastalıkların tedavisine kadar bir çok olayda büyünün sıkça kullanıldığı görülmektedir

Aslında Hititlerde bir çok eylemin içinde büyü vardı

Yeni bir yere ev yapılırken ya da tapınak inşaa edilirken temellerin altına bazı sunular konulmaktaydı Buna göre idolü konan tanrı orayı koruyacak ya da konan madenin özelliklerini alacaktı Örneğin temele bakır konarken şöyle denmeliydi :

” Bak! Bakır dayanıklı ve ölümsüz olduÄŸu gibi bu tapınak da öyle dayanıklı olsun ve orada kara toprakklar üzerinde ölümsüz olsun”

Zaten tapınağı yapan da tanrılardır :

“Onu (tapınağı) erkek tanrılar marangoz gibi inÅŸa ettiler Fakat temel taÅŸlarını tanrı Telipinu alta koydu; orada onların üzerlerine duvarları bilgeliÄŸin kralı Tanrı Ea inÅŸa etti Fakat aÄŸaç(lar) ve TaÅŸ(lar) bütün daÄŸlardan getirildi ve toprağı tanrıçalar getirdi “

İngiltere de Pleziozor Fosili Bulundu

Çarşamba, 28 Ekim 2009

http://img98.imageshack.us/img98/3987/385489218750.jpg

İngiltere’de tarih öncesi dönemde yaÅŸamış bir deniz yaratığına ait 2.4 metre uzunluÄŸunda kafatası bulundu.
Daily Mail’in haberine göre, Dorset sahili açıklarında bulunan fosil kafatasının, 150 milyon yıl önce dinozorlarla aynı dönemde yaÅŸayan ve denizde dehÅŸet saçan “pleziozor” isimli dev timsah türüne ait olduÄŸu belirtildi. Uzmanlar kafatasını ile yaptıkları incelemelerden sonra dev timsahın, tam boyunun 16 metre, kilosunun da 12 ton olabileceÄŸi açıklandı.